Ana içeriğe atla

gündem geyikleri I


Beriki: İşim var ya şimdi biraz benim, sonra konuşalım.
Öteki: Çok mu acil yani? Irak’a giriliyor, çıkılıyor; üniformalar, ceketler, bikiniler havada uçuşuyor; öte yanda türban, şimdi de partiler kapatılıyor... Biz daha üzerine tek kelime edemeden değişiyor gündem. Sen hala işte güçtesin.
B: Tamam konuşalım da hangi birini konuşacağız? Olaysız günümüz geçmiyor ki!
Ö: Olsun, yine de konuşmak gerek. Parti kapatılmasını konuşalım mesela.
B: Tamam konuşalım hangi parti kapatılıyor yine?!
Ö: Ohoo! Hem olaysız günümüz geçmiyor diyorsun hem de hiçbir şeyden haberin yok. En son AKP’ye kapatma davası açıldı. Yargıtay Başsavcılığı hem partinin kapatılmasını istedi hem de Tayyip için, Gül için 5 yıl siyaset yasağı!!!
B: Kapatılsın canım ne olacak. AK kapanır BK açılır! Adamlar alıştı kapanıp açılmaya zaten.
Ö: Doğru. Ama bir hikmet var kapatılıp açılmalarda. Kapanan palazlanıp yeniden açılıyor sürekli. CHP de belki bu yüzden iktidar olamıyor, olduğu yerde sayıp duruyor.
B: Olduğu yerde sayıp duruyor olur mu hiç!? Asıl senin haberin yok. Seçimlerden sonra kimsenin anlamadığı bir hesapla açıklamıştı ya Baykal, yüzde 20 platosuna çıkmışlar.
Ö: Bırakalım platoyu ovayı da parti kapatmaya gelelim. Gündem yine değişiverecek diye korkuyorum. DTP’ye de açılan bir kapatma davası var zaten.
B: Hıh tamam işte!! MHP’yi de kapatsınlar, değil mi ki onlar da türbanla ilgili anayasa değişikliğine destek verdiler. Kalan bir kaç haddini bilmez bağımsızı da hallettiler mi eski güzel günlere dönmüş oluruuuuz. Baykal da yeni milli şef olur. Artık bunun şerefine kim bilir nereye yüzer?
Ö: O nereye yüzer bilmiyorum ama Tayyip’in tehlikeli sularda yüzdüğü kesin.
B: Yine ne yaptı? Hızına yetişemiyorum artık. Yine birine dava mı açtı?
Ö: Davaları ayrı bi mesele. Son bombası nüfus planlamasıyla ilgili daha doğrusu nüfus patlamasıyla! Kadının kılığı, kıyafeti, saçı başı bitti; şimdi de sıra rahmine geldi. Her kadının en az üç çocuk yapması gerektiğini söyledi, hem de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde!!
B: Ben de çocuklarımı yurtdışında burslu okutacağımı bilsem, düğünlerinden sünnetlerinden ganimet elde edecek olsam ben de yapardım üç-beş tane azizim.
Ö: Başbakan’ın ettiği sözün elle tutulur yanı yok zaten. Her şeyi geç, sadece sokak çocuklarının, tinerci çocukların-gençlerin, işsizlerin sayısında olabilecek artış bile tüylerimi diken diken ediyor. Buna nasıl çözüm bulacaklar?
B: Herhalde onların üzerine de İstanbul Milli Eğitim Müdürünün dahiyane narkotik arıları gibi asayiş arıları salarlar.
Ö: Hueeueh.. Hay dilini eşek arısı soksun, yeter bu kadar geyik. Tayyip’in en az üç çocuk tavsiyesine feministlerin ne cevap verdiğini biliyor musun? Onla bitirelim:
Bana bak Başbakan
Tepemi attırma
Sen yat kuluçkaya
Bir Türkçük
İki Türkçük
Üç Türkçük doğurmaya!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kadın Argosu ve "Kadın Argosu Sözlüğü"

Uğruna, tahtını/tacını terk eden krallar vardır. Çok sevilir, kıskanılır, tabanca çekilir, bıçak sıyrılır. Ölünür, öldürülür, gerekirse mahpus yatılır.
Anadır, bacıdır, teyzedir, haladır. Yavukludur, orospudur, metrestir, kapatmadır, yosmadır. Savaşların en büyük mağdurudur. Tecavüz edilir, esir alınır, satılır, köle yapılır. Tecavüzcü değil o asılır, çünkü yargıç erkektir.
Erkekleri de doğurur. Emzirir, besler, bokunu sidiğini temizler, donunu yıkar, pantolonunu ütüler yıllarca. Büyüdüğüne emin olunca, bir başka kadına devreder yaşatsın diye.
Biraz gecikse, kapılarda camlarda bekler sabaha dek. Ölse, gözüyle görmedikçe öldüğüne inanmaz, bekler ölene dek. Şili’de, Arjantin’de, Fransa’da, Ürdün’de hep aynıdırlar; 500, gerekirse 5000 hafta beklerler hiç yüksünmeden; katillere inat. Zalim dövmekten usanır, onlar beklemekten vazgeçmez.
Bu kadar çok işi ve adı olan kadının bir gizli dili de vardır haliyle. Daha doğrusu bilinir ama yazılmamış bir dildir bu. Bu dilin sözcüklerini, deyimlerini yi…

Çıkılacak Kız

Okuyan bir kızla çık. Parasını kıyafet yerine kitaplara yatıran bir kızla çık. Kitapları yüzünden dolabına sığamaz o. Okuyacağı kitapların listesini yapan, 12 yaşından beri kütüphane kartı olan bir kızla çık.
Okuyan bir kız bul. Okuyan bir kız olduğunu çantasında her zaman kitap taşımasından anlayabilirsin.[1] Kitapçıda, sevgiyle raflara bakan ve aradığı kitabı bulduğunda sessizce çığlık atandır o. Sahafta, eski bir kitabın sayfalarını koklayan fıstığı gördün mü? İşte o, okurdur. Hele sayfalar sararmışsa kesinlikle dayanamazlar.
Kahvecide[2] beklerken okuyan kızdır o. Fincanını dikizlersen, sütsüz kremasının yüzdüğünü görürsün çünkü o çoktan dalmıştır kitaba. Yazarın yarattığı dünyada kaybolmuştur. Sen de bir sandalye çek yanına. Sana ters ters bakabilir çünkü okuyan kızların çoğu rahatsız edilmek istemezler. Ona kitabı sevip sevmediğini sor.
Ona yeni bir kahve ısmarla.[3] Murakami hakkında ne düşündüğünü söyle.[4] Kardeşliğin ilk bölümünü bitirip bitiremediğini öğren.[5] Joyce’un Ulysse…

Havuçlu Pilav Meselesi

Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapabilecek bir şey bulanların, bulduklarını yapabilenlerin canı sıkılmazdı. Bense, gazetenin bilmecesini de çözmüş bulunuyordum. Bu kara gün pazar, başka türlü geçerdi.
Karımı düşünmek istedim: Gençti, güzeldi, şimdi akşam yemeğini hazırlamaya çalışıyor ve henüz mutfak işlerinden hoşlanıyordu. Epey çalışmama rağmen onu duygularımda canlandıramadım. Bu fena bir haldi. Ne yapmalı?
Radyo’ya gittim: Uzun dalga bomboştu, orta dalga da öyle… Uzun uzun esnedim.. kısa dalganın parazitleri arasında bir mucize çıktı: Bu enfes bir kemandı ve karımla, daha iki sevgiliyken dinlediğimiz bir…
Her şey canlanıverdi… İçimde kâinatı güzelleştiren, hayata mana veren o büyülü o heyecan belirmeye başlamıştı. Seslendim:
-  Hurrem…
Körpecik sesini işittim.
-  Efendim?
-  Gelsene biraz, dedim.
-  Ne var? diye sordu.
Ne var diye niçin soruyordu sanki? Ben onu güzel ve tatlı şeyleri paylaşmaktan başka ne için çağırırdım?
-  Gel hele! dedim.
-  Ama yemek yetişmeyecek so…

Mihman'ın Sesi

Akif Kurtuluş’un ilk romanı Mihman’da adı geçen şarkılardan hazırladığımız listeyi göreceksiniz aşağıda. Şarkı isimlerinin üstüne tıklayarak dinleyebilirsiniz.  Parantez içlerindeki isimler, alıntının yapıldığı bölüm adını, dolayısıyla alıntının anlatıcısını gösterir. İyi okumalar, iyi dinlemeler!
Estergon Kalesi: Ülkücü bir hocanın takımında iki devrimci topçuyduk. Ercüment Amca müessesenin yöneticilerinden biri olduğu için, takımın torpilli oyuncusu muamelesi görmüştüm başlarda. Benim faşolarla birlikte davranacağımı zannetmişti Cevdet. İdmanda ülkücüler teyp getirip Estergon Kalesi’ni dinletmeye başlayınca, bir gün ben de daha iyi bir teyp getirip dayadım Cem Karaca’dan Kavga’yı, Tamirci Çırağı’nı. Selda Bağcan… O günden sonra birbirimizin kademesine daha başka girmeye başladık.” (Avukat, s. 16) Yalan: Yolun karşı tarafına park ettiğim 306 İksir’e bindim. Hemen Yeliz’in kasetini koydum. İlk gençliğimden beri hastası olduğum bu kadının Yalan şarkısını dinleyerek Bölge Başkanlığı’na yola…

İLK GÖZ AĞRISI (23) : Engin Türkgeldi ve “Orada Bir Yerde”

Edebiyat ortamımız, ülkemizin diğer ortamlarından farklı değil. Yani, kaos hakim. Çok fazla kitap yayımlanıyor, eleştiri yok denecek kadar az ve sair. Bunlar hepimizin bildiği şeyler. Ve fakat ne şekilde, nasıl olursa olsun ilk kitabın heyecanı da ayrı. Hem, kağıt oyunu oynayanlar bilir; ilk elin günahı olmaz. İlk kitaplar da, tıpkı sonrakiler gibi, kusurlarıyla güzeldir. Kendimize ait, bize kendi yolumuzu açacak güzel yanlışlarımız olmazsa ne anlamı var yazmanın?
Bu ve benzeri düşüncelerden hareketle ilk kitaplarını çıkarmış yazarlarla söyleşi yapma fikri gelişti. İlk kitabını çıkarmış her yazara sorulabilecek ortak sorular belirlemeye çalıştım. Samimiyetle sorulan sorulara verilecek sahici cevaplar, belki, ortak dertlerimizi anlamaya, birlikte düşünmeye vesile olur. Hiçbir şey olmasa bile, bir yazar dostumuzun ilk göz ağrısının heyecanını paylaşmış oluruz. Onur Çalı



Kitapsız bir hevesli olmaktan kitaplı bir yazar olmaya giden süreç nasıl gelişti? Benim en baştan beri hevesli olduğum şey…

Filmlerde Kitap Var!

Kitaplarla yatıp kalkanlardansanız, izlediğiniz bir filmde okuduğunuz bir kitabı görünce gülümsersiniz, bir arkadaşınızı görmüş gibi. Daha önce tanışmadığınız bir arkadaşsa bu kitap, hemen bir kenara not ederseniz adını. Bazen, yönetmenler acımasız olur ve filmdeki karakterin elindeki kitabı göreceğiz diye pause tuşunu eskitmek zorunda kalırız. Neyse ki Anıl Altın ve Nazlı Karabıyıkoğlu, aşağıda okuyacağınız keyifli çalışmayı yapmışlar. 10 güzel filmde geçen kitaplar, hem sinemanın hem de edebiyatın ruhuna uygun bir şekilde yazılmış. Bakalım hangileri tanıdık size!
Solaris (Solyaris, 1972)
Sinema tarihindeki en özel yönetmenlerden biri olan Andrei Tarkovsky’nin Stanislav Lem’in aynı adlı kitabından uyarladığı Solaris (Solyaris, 1972), bir bilimkurgu başyapıtıdır. Başarısız bir uzay deneyinde bilim adamları ve özellikle baş karakter psikolog Kris Kelvin, hayalin her şeyi tatmin edip gerçekliği muğlaklaştırmasıyla birlikte, derin içsel yolculuklara çıkarlar. Başta eski karısı Khari olmak …