Ana içeriğe atla

işte


İşte bir kere daha seninleyiz bir yerde daha senin de canın sıkılıyor benim de ne çok ortak noktamız var allam allam sen dur bi şeye de karışma yahu dur bi dur neyse gelelim seninle olan şeyimize biliyor musun biliyorsun bu dünyada anlamsızlık sıkıntı dışında bi bok yok olması da gerekmiyor zaten dürüstlük samimiyet filan da olması gerekmiyor vicdan filan vicdan diye bi film vardı filmler para kazanmak için mi yapılır sence neyse bu başka bi konu dağılmayalım hem şimdi yumuşak genin gereksizliğinden dildeki en az çaba yasasından bahsedecek değiliz bağırıyorum bağırıyorum kimse duymuyor biliyor musun duyan da götünden anlıyor bu dünyada insana en çok humor lazım yani alay incesinden ama ince alay ironi bunlar insana nefes aldırabilir ya da para öyle ya bu çağın tanrısı para var mı itiraz eden yok aferin ne diyorduk bu dünyada porno diye bişey var mesela garip sonra bu pornoyu savunmak durumunda kalmak daha da garip insan nelerin içine düşüyor yahu çok saçma ama ya hani bu saçmalık karşısında gülmek ağlamak zırlamak tepinmek ölmek bile kar etmiyor o kadar saçma yani neyse ne diyorduk bu dünyada porno var bu dünyada banka var bu dünyada devlet var daha ne olsun neyse ne diyorduk samimiyet filan arama ahlak mı o sadece dışımızda mesela tek eşlilik yalanına inandın mı tamamdır aşk mitini de yut hafiften ohh rahatsın bu arada okula git askere git evlen kuşak tak bakir ol yoksa ölürsün bu arada tabi keraneye git bu dünyada devletler fuhuş yapabilir kumar oynayabilir insan öldürebilir bu hakları kim verdi onlara biz iyi o zaman sorun yok devam edelim ha ne diyorduk evet demişsin bu dünyada yaşamak can sıkıcı bir şey demişsin şimdi ordan şairlere geçelim en çok onlara saldırasım var yüceltilen herşeye saldırmak lazım hangi birinden başlasan değmez şairler hiçbişeye değmez neyse ne diyorduk evlendin mi şimdi ev al borçlan tabi canım kendi evinde otur her insanın kendi mezarı olmalı sonra çocuk yap bak yaşın geçer yapamazsın yalnız ölürsün ne demiş şair tören provaları provası mı kaldı pruva neydi neyse ne diyorduk çocuğu yaptın mı aferin sonra onu okula filan gönder okut adam et adam et ha biranın bile adam gibi olanından iç aferin ya da içme içme sen daha iyi sen git oturduğun yerden dünyayı kurtar neyse ne diyorduk sonra işte hala ölmediysen devam et bankalara filan çalış bu arada tek eşliliğin ve mülkiyete dayalı kutsal ailenin kıymetini bil saygı duy bunun dışındaki tüm başka biçimleri kötüle bunu yapmalısın ibrahim ishakı mı kesti ismaili mi ulen oğlum ikisi de aynı ya ama değil işte isa büyük adam ben onu bilirim günümüzde kim yürüyebilir sular üstünde jet ski olsan bile petrol lazım filan dünya yok olsana sen artık vaktin gelmedi mi neyse ne diyorduk işte böyle devam et kutsallığa inan öğretmenlik kutsaldır mesela bak burda neremle gülsem bilemedim ama bazı çeviriler kutsaldır bunu biliyor muydun bence biliyorsun ama tercümanlar mütercimler çevirmenler her ne haltsa işte onlar kutsal değildir yüz kere çevirisine yardımcı olduğun adam yüzüncü seferde anca sorar adını bu dünyada yabancılaşmak iyi bişiydir bak bunu bilememiş o şair şair ne ki yahu insan kendine şair demeye utanır bi defa ama titrler önemlidir bak onlarsız ne yapardık nasıl tanırdık birbirimizi bu karanlıkta karanlıkta karanlıkta karanlıkta birşeyler var ama ne işte göremeyiz karanlığa ışık lazım ha ha hahaha bir de ışık içinde yatsın diyenler var neden nur bi yere mi kaçtı ki ışık içinde yatıyor ben bi sözlük hazırladım böyle dandirik sosyo demokratlar için değil harbici inançsızlar için mesela biri öldüğünde allah peygamber anmadan nasıl taziyede bulunacaksınız toprağı bol olsun evet bunu buldum çünkü toprağın dinle ilgisi yok toprağı bol olsun biran önce böcekler kurtlar yesin ki beden yok olsun ruh zaten yok olsa böyle mi olurdu yaşarken ama işte bi çocuk doğdu diyelim ona ne diycez allah analı babalı büyütsün mü ya babası yoksa babası kötüyse belki annesi kötüyse ya ikisi de kötüyse belki çocuk için anasız babasız büyümek daha iyi olacak nerden bilicez ama işte ne diycez önerisi olan var mı törenleri sevmem böyle saçmalık hayatta bile yok törenleri sevmem ama seviyor eğleniyor muş muş gibi yapmak zorundayım değil mi neyse ne diyorduk sen nerdesin yahu ben seninle konuşsam ne olurdu sanki dünya aynı dünya işte bildiğin gibi biraz sıkıntı biraz keder biraz ondan biraz bundan seninle konuşsak anlamak ne kadar zor değil mi anlam yok ki anlamak olsun olsun yine de konuşmak lazım yoksa deli derler çok konuşunca da başka bişey derler edebiyat var ya çok saçma bir şeydir bunun farkında olduğunun farkındayım ama hele şiir ha haha güldürme beni dünyada şiirden salakça olan pek az şey vardır bak bu cümle çeviri türkçesi gibi oldu ama zaten çevirmenler makinedir hem şimdi internet var herşeyi hallediyor orada çeviri programları var oh ne güzel ben zaten çevirmen değil zeytin olmak istiyorum evet evet bildiğin zeytin olmak istiyorum ağaç da olur tane de suyumu çıkarsınlar amk nedir yani küfür bile edemiyorum ben eril olmasın diye ama porno var insanlar bu dünyada porno var sonra efendim bu dünyada neden tecavüz var e var çünkü sen varsın neyse ne diyorduk bişey demiyorum artık susuyorum hadi hep beraber susalım dünya daha yok olmuyor musun sen bak bidahaki gelişimde yok olmazsan fena yaparım hadi eyvallah!
Ha unutmuşum not mu yazacaktım bi de nedir not e sen bunu yazdın zaten not nedir ekleseydin yazıya madem götlek derler adama kadına da hemen orospu derler ohh neyse ne diyorduk senin öfken kadar güzel bi öfke görmedim yaşamadım ben hayatta senin sevincini yaşayışın hele neyse ne diyorduk senin o güzel öfken senden bile güzeldi bu.


Ozan Çororo

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kadın Argosu ve "Kadın Argosu Sözlüğü"

Uğruna, tahtını/tacını terk eden krallar vardır. Çok sevilir, kıskanılır, tabanca çekilir, bıçak sıyrılır. Ölünür, öldürülür, gerekirse mahpus yatılır.
Anadır, bacıdır, teyzedir, haladır. Yavukludur, orospudur, metrestir, kapatmadır, yosmadır. Savaşların en büyük mağdurudur. Tecavüz edilir, esir alınır, satılır, köle yapılır. Tecavüzcü değil o asılır, çünkü yargıç erkektir.
Erkekleri de doğurur. Emzirir, besler, bokunu sidiğini temizler, donunu yıkar, pantolonunu ütüler yıllarca. Büyüdüğüne emin olunca, bir başka kadına devreder yaşatsın diye.
Biraz gecikse, kapılarda camlarda bekler sabaha dek. Ölse, gözüyle görmedikçe öldüğüne inanmaz, bekler ölene dek. Şili’de, Arjantin’de, Fransa’da, Ürdün’de hep aynıdırlar; 500, gerekirse 5000 hafta beklerler hiç yüksünmeden; katillere inat. Zalim dövmekten usanır, onlar beklemekten vazgeçmez.
Bu kadar çok işi ve adı olan kadının bir gizli dili de vardır haliyle. Daha doğrusu bilinir ama yazılmamış bir dildir bu. Bu dilin sözcüklerini, deyimlerini yi…

Çıkılacak Kız

Okuyan bir kızla çık. Parasını kıyafet yerine kitaplara yatıran bir kızla çık. Kitapları yüzünden dolabına sığamaz o. Okuyacağı kitapların listesini yapan, 12 yaşından beri kütüphane kartı olan bir kızla çık.
Okuyan bir kız bul. Okuyan bir kız olduğunu çantasında her zaman kitap taşımasından anlayabilirsin.[1] Kitapçıda, sevgiyle raflara bakan ve aradığı kitabı bulduğunda sessizce çığlık atandır o. Sahafta, eski bir kitabın sayfalarını koklayan fıstığı gördün mü? İşte o, okurdur. Hele sayfalar sararmışsa kesinlikle dayanamazlar.
Kahvecide[2] beklerken okuyan kızdır o. Fincanını dikizlersen, sütsüz kremasının yüzdüğünü görürsün çünkü o çoktan dalmıştır kitaba. Yazarın yarattığı dünyada kaybolmuştur. Sen de bir sandalye çek yanına. Sana ters ters bakabilir çünkü okuyan kızların çoğu rahatsız edilmek istemezler. Ona kitabı sevip sevmediğini sor.
Ona yeni bir kahve ısmarla.[3] Murakami hakkında ne düşündüğünü söyle.[4] Kardeşliğin ilk bölümünü bitirip bitiremediğini öğren.[5] Joyce’un Ulysse…

Havuçlu Pilav Meselesi

Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapabilecek bir şey bulanların, bulduklarını yapabilenlerin canı sıkılmazdı. Bense, gazetenin bilmecesini de çözmüş bulunuyordum. Bu kara gün pazar, başka türlü geçerdi.
Karımı düşünmek istedim: Gençti, güzeldi, şimdi akşam yemeğini hazırlamaya çalışıyor ve henüz mutfak işlerinden hoşlanıyordu. Epey çalışmama rağmen onu duygularımda canlandıramadım. Bu fena bir haldi. Ne yapmalı?
Radyo’ya gittim: Uzun dalga bomboştu, orta dalga da öyle… Uzun uzun esnedim.. kısa dalganın parazitleri arasında bir mucize çıktı: Bu enfes bir kemandı ve karımla, daha iki sevgiliyken dinlediğimiz bir…
Her şey canlanıverdi… İçimde kâinatı güzelleştiren, hayata mana veren o büyülü o heyecan belirmeye başlamıştı. Seslendim:
-  Hurrem…
Körpecik sesini işittim.
-  Efendim?
-  Gelsene biraz, dedim.
-  Ne var? diye sordu.
Ne var diye niçin soruyordu sanki? Ben onu güzel ve tatlı şeyleri paylaşmaktan başka ne için çağırırdım?
-  Gel hele! dedim.
-  Ama yemek yetişmeyecek so…

İLK GÖZ AĞRISI (23) : Engin Türkgeldi ve “Orada Bir Yerde”

Edebiyat ortamımız, ülkemizin diğer ortamlarından farklı değil. Yani, kaos hakim. Çok fazla kitap yayımlanıyor, eleştiri yok denecek kadar az ve sair. Bunlar hepimizin bildiği şeyler. Ve fakat ne şekilde, nasıl olursa olsun ilk kitabın heyecanı da ayrı. Hem, kağıt oyunu oynayanlar bilir; ilk elin günahı olmaz. İlk kitaplar da, tıpkı sonrakiler gibi, kusurlarıyla güzeldir. Kendimize ait, bize kendi yolumuzu açacak güzel yanlışlarımız olmazsa ne anlamı var yazmanın?
Bu ve benzeri düşüncelerden hareketle ilk kitaplarını çıkarmış yazarlarla söyleşi yapma fikri gelişti. İlk kitabını çıkarmış her yazara sorulabilecek ortak sorular belirlemeye çalıştım. Samimiyetle sorulan sorulara verilecek sahici cevaplar, belki, ortak dertlerimizi anlamaya, birlikte düşünmeye vesile olur. Hiçbir şey olmasa bile, bir yazar dostumuzun ilk göz ağrısının heyecanını paylaşmış oluruz. Onur Çalı



Kitapsız bir hevesli olmaktan kitaplı bir yazar olmaya giden süreç nasıl gelişti? Benim en baştan beri hevesli olduğum şey…

Mihman'ın Sesi

Akif Kurtuluş’un ilk romanı Mihman’da adı geçen şarkılardan hazırladığımız listeyi göreceksiniz aşağıda. Şarkı isimlerinin üstüne tıklayarak dinleyebilirsiniz.  Parantez içlerindeki isimler, alıntının yapıldığı bölüm adını, dolayısıyla alıntının anlatıcısını gösterir. İyi okumalar, iyi dinlemeler!
Estergon Kalesi: Ülkücü bir hocanın takımında iki devrimci topçuyduk. Ercüment Amca müessesenin yöneticilerinden biri olduğu için, takımın torpilli oyuncusu muamelesi görmüştüm başlarda. Benim faşolarla birlikte davranacağımı zannetmişti Cevdet. İdmanda ülkücüler teyp getirip Estergon Kalesi’ni dinletmeye başlayınca, bir gün ben de daha iyi bir teyp getirip dayadım Cem Karaca’dan Kavga’yı, Tamirci Çırağı’nı. Selda Bağcan… O günden sonra birbirimizin kademesine daha başka girmeye başladık.” (Avukat, s. 16) Yalan: Yolun karşı tarafına park ettiğim 306 İksir’e bindim. Hemen Yeliz’in kasetini koydum. İlk gençliğimden beri hastası olduğum bu kadının Yalan şarkısını dinleyerek Bölge Başkanlığı’na yola…

Filmlerde Kitap Var!

Kitaplarla yatıp kalkanlardansanız, izlediğiniz bir filmde okuduğunuz bir kitabı görünce gülümsersiniz, bir arkadaşınızı görmüş gibi. Daha önce tanışmadığınız bir arkadaşsa bu kitap, hemen bir kenara not ederseniz adını. Bazen, yönetmenler acımasız olur ve filmdeki karakterin elindeki kitabı göreceğiz diye pause tuşunu eskitmek zorunda kalırız. Neyse ki Anıl Altın ve Nazlı Karabıyıkoğlu, aşağıda okuyacağınız keyifli çalışmayı yapmışlar. 10 güzel filmde geçen kitaplar, hem sinemanın hem de edebiyatın ruhuna uygun bir şekilde yazılmış. Bakalım hangileri tanıdık size!
Solaris (Solyaris, 1972)
Sinema tarihindeki en özel yönetmenlerden biri olan Andrei Tarkovsky’nin Stanislav Lem’in aynı adlı kitabından uyarladığı Solaris (Solyaris, 1972), bir bilimkurgu başyapıtıdır. Başarısız bir uzay deneyinde bilim adamları ve özellikle baş karakter psikolog Kris Kelvin, hayalin her şeyi tatmin edip gerçekliği muğlaklaştırmasıyla birlikte, derin içsel yolculuklara çıkarlar. Başta eski karısı Khari olmak …