Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Aşk Hakkında Hiçbir Şey!

Aşk sözcüğü yerini, anlamını dumura uğrattı. Sıradan bir sözcük gibi yerini her şeye açtı. Tanrı gibi varolup da var olamıyor artık. Hem aşkın varlığı da çok su götürür. Gerçekte aşk yoktur: Var kılmak istiyoruz. Bu hakkımız da. Başka bir şeyimiz yok çünkü.” İlhan Berk
“Bakmak aşktır!” İlhan Berk
Aşk üç harflidir.” Ozan Çororo
Göremezsem seni yarın, öldüm demektir.” Henrik Nordbrandt



Aşkın en kötü yanı aşk hakkında konuşturması, en iyi yanıysa şiir okutmasıdır. Aşık olduğunuzda şiir okumak sizi genişletir, iliklerinize kadar işler sözcükler. Daha önce saçma gelebilecek “romantik palavralar” şimdi size dar gelir (Siz geniş romantik alanlar umuyorsunuzdur artık. – İşte böyle olur; her şeyi tahrif etme küstahlığı gelir yerleşiverir üzerinize).
Aşkın bin türlüsü olduğunu hatırlarsınız (tekrar hatırlarsınız). Hani bir daha aşık olamayacaktınız! Oh, neyse ki öyle olmamıştır. İşte yine her şey farklı görünmeye başlamıştır, onun her hareketi içinizde bir yerleri kıpırdatır. Henüz açılamadıysanı…

“Seni seviyorum, çünkü bu böyle.”

Aşkın en kötü yanı aşk hakkında konuşturması, en iyi yanıysa şiir okutmasıdır. Aşık olduğunuzda şiir okumak sizi genişletir, iliklerinize kadar işler sözcükler. Daha önce saçma gelebilecek “romantik palavralar” şimdi size dar gelir. (Siz geniş romantik alanlar umuyorsunuzdur artık. – İşte böyle olur; her şeyi tahrif etme küstahlığı gelir yerleşiverir üzerinize.) Aşkın bin türlüsü olduğunu hatırlarsınız (tekrar hatırlarsınız). Hani bir daha aşık olamayacaktınız! Oh, neyse ki öyle olmamıştır. İşte yine her şey farklı görünmeye başlamıştır, onun her hareketi içinizde bir yerleri kıpırdatır. Henüz açılamadıysanız, ona dokunmak, yüzüne bakmak için türlü bahaneler uydurursunuz. (Bu kadar zeki (!) olduğunuzu bilmezdiniz.) Aynı zamanda, türlü nedenle kötü hissedersiniz, kötülersiniz kendinizi, her gün sayısız iç savaş yaşarsınız. Aşkın daha da kötü bir yanı, okumakla yetinmeyip şiir yazmaya kalkışmanız olur. Aşıkken şiir yazmak, insanın en çok pişman olacağı eylemlerden biridir (O son dizeyi he…

Toplum Böceği

Hepimiz içimizde büyüyen boşluğu doldurmanın yollarını ararız. Yaş aldıkça, öğrendikçe, kirlendikçe derinleşen, oyuk halini alan o boşluk, hafızayı zorlayıp çocukluğun güzel anılarını çağırdıkça doluyor. Ancak, yola çıkınca yoldaki tozları da yükleniriz. Erkenden hayata karışmak, bilginin, tecrübenin geçip giden zamana yetişememesi, hep bir eksik kalarak, istemediğimiz işlerde çalışarak, duygularımızın törpülenmesi hiç de adil değil! Hem çok renkliliğe-sesliliğe izin vermeyen bir yaşam dayatması altında insan ne kadar kendisi olabilir? Kazanılan unvan, alınan sorumluluk, güç ve itibar sağlarken, kaybedilenlerin peşine düşmekte geç kalabiliriz. Çünkü, mutsuzluk insanı mutlaka kendine çevirir. İnsan hırsla uzandığı ne varsa kendini ezerek oraya varmıştır. Ona ulaşır, ancak sahip olamaz. Hep daha iyisine ulaşma gayretinden, kazandığının kıymetini bilmez. Bir işi, eşyayı, kişiyi değerli ya da değersiz kılan ona karşı aldığımız tutum değil midir? Sistem dediğimiz şey, böyle böyle insanı ma…

FUENTES’İ BORGES’E KARŞI OKUMAK… AŞIRI YORUM MU?

Carlos Fuentes, Kendim ve Ötekiler’deki Borges adlı denemesinde, düşsel metinler üzerine yeniden yazmak olarak tanımlanan ve Borges biçemi denen tekniği ödünç alarak, Borges öyküleri ve öykücülüğünü derinlikli biçimde ele alıyor. Borges’in birkaç öyküsünün Fuentes’in alttan alta oluşturduğu düşsel metnin içinde harmanlanarak çözümlenmesidir söz konusu olan. Hangi Borges öyküsünü okursak okuyalım, her birinin kitaba, okuma eylemine, düşünüşlere, söylencelere atıfta bulunduğunu, her öykünün yazıldığı zamana kadar gelen öykü ya da kitapların birer söyleşisi olduklarını görürüz. Borges öyküleri, Calvino’nun dediği gibi, “birer dünya modeli” olarak karşımızdadırlar. Bu sebeple geçmiş ve gelecek, öykülerde şimdide buluşur. Gelecek, seçimlerimizle şekillenir ve her seçim onu çatallandırarak, karşımıza sonsuz evrenleri çıkarır.
Bu evrenler, zaman ve uzamda birbirlerine girmeden, aynı anda vardırlar. Özellikle Alef adlı öykü, bütün dünyanın ve şeylerin aynı anda görülebildiği bir noktaya atıft…

Yapay Çiçek

Hep sızlanır dururdum, bu dünyada ne kadar yalnızım diye. Oldu sonunda; tek başımayım. Hakikaten hiç kimse yok. Hiçbir şey. Önce din savaşları. Sonra demokrasi savaşları (yani petrol, su, doğalgaz savaşları) derken, işte oldu sonunda: HİÇ!
Gözlerim hala mavi ve hala düztabanım. Ama bu ben miyim gerçekten?
Birine verilebilecek en kötü cezayı almışken; tek başıma ölümsüz kılınmışken rastladım ona. Önce kendim gibi sandım ama dokununca ürperdim (bir yüzyıl vardı ki ürpermemiştim). Gerçekti. Bir kadını öpmek gibi oldu içim. Onu korumalıydım. Rahatı kaçmamalıydı.
Başardım, öldüm.

Öykü H. Erkan

Öykünün Akşamsefası

Öyküde karakter, öykünün atmosferini oluşturmada, yazarın derdini anlatmada, hissi okuyana geçirmede yararlandığımız en önemli araçtır. Karakterler aracılığıyla okur öykünün içerisine rahat girer veya bunun tam tersi de geçerlidir, karakterler aracılığıyla okur öykünün içerisine girmek istese de bir türlü giremez. Öyküde yaratılan karakter canlı nefes alan karakterse -ki biz bundan yapay olmamasını, donuk olmamasını, hayatın içerisinde bir yerlerde nefes alıp verdiğini anlıyoruz- kurguladığımız öykü de canlı bir öykü olur. Köyde yaşamış, feodal değerlerle büyümüş yaşça büyük birine kentin burjuva kültürünün düşünce sistematiğini giydirip o şekilde konuşturup, o şekilde davranışlarda bulunduramazsınız, yoksa öykü eğreti durur. Öykü kendi içindeki gerçekliğini kaybeder. Dokusunun sağlam olması isteniyorsa öykünün zamanına ve uzamına uygun karakterler yaratmamız gerekiyor. İhtilalin hemen sonrasında karakterleri sokaklarda kızlarla erkekleri barlarda eğlendiremezsiniz. Böyle bir şey öykü…

Düğüm

Şimdi yok olup gitmek vardı hayatının içinde. Ben olan ne varsa, bana ait olan ne varsa hepsini satıp savurup dağıtmak vardı. Eriyip gitmek vardı içinde. Tüm izlerimi silip şimdiden, usulca sana sızmak vardı.
Yoruldum. Al beni. Razıyım. Gölgen gibi bir şey olayım mesela. Ya da kokun. En şapşal bakışın. Bilinçaltındaki herhangi bir düşüncen olayım. Arada sırada gördüğün bir rüyan ya da. Yara izin, doğum leken…sendeki herhangi bir şey.
Bırakıp gitsen de, hep bekleyenin olsam arada sırada uğrayacaksan. Hoş… uğramasan da hiçbir şey değişmese yine de. Arada sırada baksan gözümün içine, geldiğin zamanlarda... taa derinlere. Delip geçse ya içimi her defasında. Ritmi bozulsa ya kalbimin. Elim titrese. Cümlelerim devrikleşse. Konuşamasam. Nutkum tutulsa. Sussam. Baksam öylece. Nefes almayı unuturcasına.
“Gitmesen?” desem her defasında. Her defasında gitmeyeceksin sansam. Aptallaşsam iyice. Sağlıklı düşünemesem. Bocalasam. Kimseyle sağlıklı bir ilişki kuramasam. Seni düşünmekten kendimi alamasam. …