Ana içeriğe atla

kahramansızlar bildirisi VI


Merhaba sevgisizler. İşte bir kere daha sizinleyiz. Bok çukurunda debelenip duruyoruz ya, elimizden harflerden başka bir şey çıkmıyor ya bizim, o zaman bir bildiri daha yazmaya mecbur kaldık. Yoksa, allahınız sizi inandırsın, meraklı değiliz bildiri yazmaya. Bildiri adı bile bizi kusturmaya yeter yoksa.

Ama siz böyle devlet ağzıyla konuştukça, kendinizi tanrı yerine koydukça, kurgusal şeylere (ırk, milliyet, tanrı, devlet, ekvator çizgisi, evlilik ve sair) yaşamın kendisinden daha çok değer verdikçe böyle, elimiz mecbur!

İsrail Filistin’i vuruyor. Sevimsiz yerküremizde tek sorun bu değil elbet. Oluk oluk kan akıyor her yerimizden. Ama İsrail Filistin’i vurmaya devam ediyor hala, biz bunları yazarken.

Biz bunları yazarken dünyada iyi şeylerden çok kötü şeyler olmaya devam ediyor. Hala.

(Bu arada, dilin kurallarını size soracak değiliz, inceltme işaretlerini sevmiyoruz, evet, ama aklımıza geldi, hadi bir orta sınıf vefa romantizmi yapalım: Halanız hâlâ yaşıyorken arada bir halini hatrını sorun, ölecek çünkü. Çünkü siz de öleceksiniz, farkındasınız değil mi?)

Siz et yemeye devam ettikçe, eti için hayvan boğazlamaya devam ettikçe, bu dünyada insanlar da ölüp duracak, farkındasınız değil mi?

Siz her şeyi kutsallaştırıp kahramanlaştırıp anıtlaştırdıkça, her şey olduğu gibi devam edecek, farkındasınız değil mi? (Not: bir insan biyolojik olarak öldüğünde ölmüş olur, ölümsüz olmaz. Hiç kimse, tanrınız bile, ölümsüz değildir)

Geçenlerde bir insan öldü. Okyanus Efe Mukadder (seçmek size kalmadı ismini), kendini öldürdü. Siz öldürdünüz, farkındasınız değil mi?

Siz böyle şiir okumadıkça insanlar ölecek, farkındasınız değil mi?

Siz sanatı bile böyle algıladıkça… farkındasınız değil mi?

Yetim İsa’yı bile yanlış anlamış bir dünya burası. Boşa yazıyoruz, boşa konuşuyoruz. Kimse kimseyi bırakın anlamayı, dinlemiyor zaten, farkındasınız değil mi? (Çok mühim işlerinizden fırsat bulabilirseniz, İsa’nın Ferisilere “Ey Ferisiler, ikiyüzlüler!” diye başlayan ayar verici atarını okuyunuz. Zahmet olacak!)

(Diş fırçalamanın/denize girmenin orucunu bozup bozmayacağı konusu kadar Bakara/219'a da ilgi göstersen kanki, hı?

Peki siz, tanrıyla güreşenin zürriyetleri, bu size karşı düşmanlığın arkasında biraz da sizin "seçilmişliğiniz" yatıyor olmasın, hı? Bu ikisi eküri gibi sanki, hı? Açın seçilmiş kulaklarınızı, atanız Moşe tekrar ediyor altıncı emri: Ööldürrmeyeccekssisin! 


Önemli not: Son üç paragraf, otosansüre tabidir. Çünkü bu ülkede ve bu dünyada dinlere ve inançlara "saygı" vardır, başkaca da bişeye saygı yoktur! Sıkıyorsa istediğiniz şeyi, istediğiniz gibi yazın, söyleyin. Biri Sivas mı dedi?

O zaman, politik doğrucu olmak zorunda olan bizlere şöyle demek düşüyor, metazori ha gönülden değil: Hayırlı Cumalar, hayırlı Ramazanlar, hayırlı Paskalyalar, hayırlı Şabatlar!) 

Bankalar, reklamlar, köşe yazıları, televizyonlar, sınırlar oldukça… farkındasınız değil mi?

İlk taşı günahsız olanınız atsın, demişti Yetim İsa. Günahsız olmayın, bunun için çabalamayın ama taş atın, ama doğru yere atın! Biz sizin yerinizde olsak, yastığımızın altına taş koyup yatardık. Arada da aynaya bakardık, bakmıyorsunuz değil mi? Kıçınıza başınıza değil kendinizin yüzüne bakın. Bakmıyorsunuz, farkındasınız değil mi?

Siz, kır kahvesindeki Süleyman abi, batakhanedeki Mine, hepiniz, tecavüz haberlerini gülerek okudukça… farkındasınız değil mi?

Devletler kendi elleriyle fuhuş yaptırıyor, kumar oynatıyor, insan/hayvan/ağaç öldürüyor ama sizin sigara içmenizi istemiyor, sizi çok seviyor bu devlet, ah canımss!

Kendi başınıza fuhuş yapmayın, devlet eliyle yapın, e mi? Bir bok anlamıyorsunuz, değil mi? Güzeel.

Fuhuşa dahil olan “müşterilere” hiçbir şey olmuyor, farkındasınız değil mi? Kadın eti böyle vitrinlere konuldukça cinayetler, çocuk yaşta evlilikler bitmeyecek, farkındasınız değil mi?

Siz ne zaman ki iki erkeğin elele dolaşmasına saldırmazsanız, işte o zaman, belki… farkındasınız değil mi?

Siz böyle eşcinsel şakaları yaptıkça, pis pis güldükçe… farkındasınız değil mi?

Siz seçimlere, parlamentolara, demokrasiye filan inandıkça kendi tükürüğünüzde boğulacaksınız, farkındasınız değil mi?

Siz böyle boktan romanlar okumaya devam ettikçe... farkındasınız değil mi?

Siz evlendikçe, aşkı/evliliği/tek eşliliği/heteroseksüelliği/eşcinselliği kutsadıkça Filistinli çocuklar ölecek, farkındasınız değil mi? Aman sizin çocuğunuza bir şey olmasın da… değil mi?

Kesin bilgi, yayalım: Hiçbir zaman o Ege kasabalarına yer-le-şe-me-ye-cek-si-niz! 

Emekli olduğunuzda -olabilirseniz şayet- emekleyeceksiniz, farkındasınız değil mi?


Antik bir abimiz böyle bir şey çiziktirmiş mağara duvarına. Neden sizce? Siz sanatınıza devam edin, sergiler açın, kitaplar yayımlayın, albümler çıkarın, bu antik abi size kıçıyla gülüyor, farkındasınız değil mi?

Siz değil'i değillemedikçe...

Bir bokun farkında değilsiniz, farkındasınız değil mi?



k a h r a m a n s ı z l a r 


Yorumlar

  1. Sevgisiz ülkemizde dün 3 işçi işyerinde öldü. Yarın 3 veya 4, öbür gün ve diğer günler bu ortalamalarda ölmeye devam edecek. Bknz: TÜİK verileri
    Sevgisiz dünyamızda Sudan'da 7, Gazze'de 6, Irak'ta 60-70 arası, Suriye'de 20-25 arası bomba, kurşun, açlık ve ihmalden dolayı...
    Herkes çok para, çok mülk, çok makam, çok kadın, çok adam, çok çocuk, çok sevilmek, çok ilgi istemeye devam edecek...
    Yarın yine bunlar olacak.
    Öbür gün yine bunlar olacak.
    Hep böyle olacak .
    Çocukları sevmiyoruz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. lanet olsun insana! yaşasın insan!

      Sil

Yorum Gönder

Yorum Yaz Bilader

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kadın Argosu ve "Kadın Argosu Sözlüğü"

Uğruna, tahtını/tacını terk eden krallar vardır. Çok sevilir, kıskanılır, tabanca çekilir, bıçak sıyrılır. Ölünür, öldürülür, gerekirse mahpus yatılır.
Anadır, bacıdır, teyzedir, haladır. Yavukludur, orospudur, metrestir, kapatmadır, yosmadır. Savaşların en büyük mağdurudur. Tecavüz edilir, esir alınır, satılır, köle yapılır. Tecavüzcü değil o asılır, çünkü yargıç erkektir.
Erkekleri de doğurur. Emzirir, besler, bokunu sidiğini temizler, donunu yıkar, pantolonunu ütüler yıllarca. Büyüdüğüne emin olunca, bir başka kadına devreder yaşatsın diye.
Biraz gecikse, kapılarda camlarda bekler sabaha dek. Ölse, gözüyle görmedikçe öldüğüne inanmaz, bekler ölene dek. Şili’de, Arjantin’de, Fransa’da, Ürdün’de hep aynıdırlar; 500, gerekirse 5000 hafta beklerler hiç yüksünmeden; katillere inat. Zalim dövmekten usanır, onlar beklemekten vazgeçmez.
Bu kadar çok işi ve adı olan kadının bir gizli dili de vardır haliyle. Daha doğrusu bilinir ama yazılmamış bir dildir bu. Bu dilin sözcüklerini, deyimlerini yi…

Çıkılacak Kız

Okuyan bir kızla çık. Parasını kıyafet yerine kitaplara yatıran bir kızla çık. Kitapları yüzünden dolabına sığamaz o. Okuyacağı kitapların listesini yapan, 12 yaşından beri kütüphane kartı olan bir kızla çık.
Okuyan bir kız bul. Okuyan bir kız olduğunu çantasında her zaman kitap taşımasından anlayabilirsin.[1] Kitapçıda, sevgiyle raflara bakan ve aradığı kitabı bulduğunda sessizce çığlık atandır o. Sahafta, eski bir kitabın sayfalarını koklayan fıstığı gördün mü? İşte o, okurdur. Hele sayfalar sararmışsa kesinlikle dayanamazlar.
Kahvecide[2] beklerken okuyan kızdır o. Fincanını dikizlersen, sütsüz kremasının yüzdüğünü görürsün çünkü o çoktan dalmıştır kitaba. Yazarın yarattığı dünyada kaybolmuştur. Sen de bir sandalye çek yanına. Sana ters ters bakabilir çünkü okuyan kızların çoğu rahatsız edilmek istemezler. Ona kitabı sevip sevmediğini sor.
Ona yeni bir kahve ısmarla.[3] Murakami hakkında ne düşündüğünü söyle.[4] Kardeşliğin ilk bölümünü bitirip bitiremediğini öğren.[5] Joyce’un Ulysse…

Havuçlu Pilav Meselesi

Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapabilecek bir şey bulanların, bulduklarını yapabilenlerin canı sıkılmazdı. Bense, gazetenin bilmecesini de çözmüş bulunuyordum. Bu kara gün pazar, başka türlü geçerdi.
Karımı düşünmek istedim: Gençti, güzeldi, şimdi akşam yemeğini hazırlamaya çalışıyor ve henüz mutfak işlerinden hoşlanıyordu. Epey çalışmama rağmen onu duygularımda canlandıramadım. Bu fena bir haldi. Ne yapmalı?
Radyo’ya gittim: Uzun dalga bomboştu, orta dalga da öyle… Uzun uzun esnedim.. kısa dalganın parazitleri arasında bir mucize çıktı: Bu enfes bir kemandı ve karımla, daha iki sevgiliyken dinlediğimiz bir…
Her şey canlanıverdi… İçimde kâinatı güzelleştiren, hayata mana veren o büyülü o heyecan belirmeye başlamıştı. Seslendim:
-  Hurrem…
Körpecik sesini işittim.
-  Efendim?
-  Gelsene biraz, dedim.
-  Ne var? diye sordu.
Ne var diye niçin soruyordu sanki? Ben onu güzel ve tatlı şeyleri paylaşmaktan başka ne için çağırırdım?
-  Gel hele! dedim.
-  Ama yemek yetişmeyecek so…

Mihman'ın Sesi

Akif Kurtuluş’un ilk romanı Mihman’da adı geçen şarkılardan hazırladığımız listeyi göreceksiniz aşağıda. Şarkı isimlerinin üstüne tıklayarak dinleyebilirsiniz.  Parantez içlerindeki isimler, alıntının yapıldığı bölüm adını, dolayısıyla alıntının anlatıcısını gösterir. İyi okumalar, iyi dinlemeler!
Estergon Kalesi: Ülkücü bir hocanın takımında iki devrimci topçuyduk. Ercüment Amca müessesenin yöneticilerinden biri olduğu için, takımın torpilli oyuncusu muamelesi görmüştüm başlarda. Benim faşolarla birlikte davranacağımı zannetmişti Cevdet. İdmanda ülkücüler teyp getirip Estergon Kalesi’ni dinletmeye başlayınca, bir gün ben de daha iyi bir teyp getirip dayadım Cem Karaca’dan Kavga’yı, Tamirci Çırağı’nı. Selda Bağcan… O günden sonra birbirimizin kademesine daha başka girmeye başladık.” (Avukat, s. 16) Yalan: Yolun karşı tarafına park ettiğim 306 İksir’e bindim. Hemen Yeliz’in kasetini koydum. İlk gençliğimden beri hastası olduğum bu kadının Yalan şarkısını dinleyerek Bölge Başkanlığı’na yola…

İLK GÖZ AĞRISI (23) : Engin Türkgeldi ve “Orada Bir Yerde”

Edebiyat ortamımız, ülkemizin diğer ortamlarından farklı değil. Yani, kaos hakim. Çok fazla kitap yayımlanıyor, eleştiri yok denecek kadar az ve sair. Bunlar hepimizin bildiği şeyler. Ve fakat ne şekilde, nasıl olursa olsun ilk kitabın heyecanı da ayrı. Hem, kağıt oyunu oynayanlar bilir; ilk elin günahı olmaz. İlk kitaplar da, tıpkı sonrakiler gibi, kusurlarıyla güzeldir. Kendimize ait, bize kendi yolumuzu açacak güzel yanlışlarımız olmazsa ne anlamı var yazmanın?
Bu ve benzeri düşüncelerden hareketle ilk kitaplarını çıkarmış yazarlarla söyleşi yapma fikri gelişti. İlk kitabını çıkarmış her yazara sorulabilecek ortak sorular belirlemeye çalıştım. Samimiyetle sorulan sorulara verilecek sahici cevaplar, belki, ortak dertlerimizi anlamaya, birlikte düşünmeye vesile olur. Hiçbir şey olmasa bile, bir yazar dostumuzun ilk göz ağrısının heyecanını paylaşmış oluruz. Onur Çalı



Kitapsız bir hevesli olmaktan kitaplı bir yazar olmaya giden süreç nasıl gelişti? Benim en baştan beri hevesli olduğum şey…

Filmlerde Kitap Var!

Kitaplarla yatıp kalkanlardansanız, izlediğiniz bir filmde okuduğunuz bir kitabı görünce gülümsersiniz, bir arkadaşınızı görmüş gibi. Daha önce tanışmadığınız bir arkadaşsa bu kitap, hemen bir kenara not ederseniz adını. Bazen, yönetmenler acımasız olur ve filmdeki karakterin elindeki kitabı göreceğiz diye pause tuşunu eskitmek zorunda kalırız. Neyse ki Anıl Altın ve Nazlı Karabıyıkoğlu, aşağıda okuyacağınız keyifli çalışmayı yapmışlar. 10 güzel filmde geçen kitaplar, hem sinemanın hem de edebiyatın ruhuna uygun bir şekilde yazılmış. Bakalım hangileri tanıdık size!
Solaris (Solyaris, 1972)
Sinema tarihindeki en özel yönetmenlerden biri olan Andrei Tarkovsky’nin Stanislav Lem’in aynı adlı kitabından uyarladığı Solaris (Solyaris, 1972), bir bilimkurgu başyapıtıdır. Başarısız bir uzay deneyinde bilim adamları ve özellikle baş karakter psikolog Kris Kelvin, hayalin her şeyi tatmin edip gerçekliği muğlaklaştırmasıyla birlikte, derin içsel yolculuklara çıkarlar. Başta eski karısı Khari olmak …