Ana içeriğe atla

Distopik Ütopya Listesi ya da Adını Siz Koyun Bu Çocuğun


Yüzlerce yapmalı-yapmamalı listesinin dolaşıma girdiği günlerdi. Oysa gün bile doğmamıştı. Olsun. Çoğunun başlığına bakıp arkasını döndü Aslı, kimini merak edip göz attı. Ama hemen hepsiyle de mesafesini korudu. Olsun. Derken… Uzaktan bildiği, yakından okuduğu bir Onur’un hazırlamış olduğu listeyi gördü, gülümsedi. Kendi ütopyasını, pardon listesini (bu dil sürçmesi ipucu olsun ama adını siz koyun bu çocuğun, her zaman) hazırlamaya koyuldu. Hiç zorlanmadı. Dünyada olup birikenleri, yaşayıp duran bazılarını, yerçekimine rağmen dünya dışına fırlatmak istedi ve başladı yazmaya.


Aslı Solakoğlu

Aslı der ki;

Madde 1: Cinsiyetçilik ölüm nedeni sayılsın. Sayın cinsiyetçi, kendini öldürmek üzere kıyıları kameralarla donatılmış küçük bir adaya bırakılsın, bir ara.

Madde 2: Bilerek ya da bilmeyerek kendini insanlara sevdirmeye çalışmak hastalık sayılsın ve ömür boyu tedavi kapsamına alınsın. Tedavi kapsamına ve uzunluğuna mahalleler bölge kurulu oylaması ile karar verilsin, bir ara.

Madde 3: İyilik maskesi ile dolaştıkları tespit edilenler hücre cezasına çarptırılsın, hücrede sadece sahibini kötüleyen kişilikli bir maske ve ayna olsun, bir ara.

Madde 4: Bu, şu ya da o biçim işlerini başlatmak, yürütmek, ilerletmek için ilişkiler kuran, ilişkileri kullanan insanlar hâlâ kalmışsa, dengini bulmak üzere bir kayık içinde açık denize salınsın, bir ara. Arkalarından dahi olsa, onlara insan denmemesi ve diyenlerin cezalandırılacağı hususunda mahalleler bölge kurulu tarafından kanun hükmünde kararname çıkarılsın, bir ara.

Madde 5: Pratiği hangi alan olursa olsun, egosuna göbek bağı ile tutturulmuş halde yaşayanların (dikkat: artık insan denmesi yasak) kamusal alanda bulunmaları yasaklansın, gerekirse evlerinin kapılarına tarih mühürlü kilit vurulsun, uygarlık(!) sonlanıncaya kadar da açılmasın, gerekirse uygarlık da dijital yöntemler ve şifrelerle kilitlensin, bir ara.

Madde 6: Mesleği olsun ya da olmasın, yalancılıkla geçinmeyi işi bellemiş uyanık, avantacı arkadaşların işleri ellerinden alınsın, tekrarlayan yalancılık da ölüm nedeni sayılsın, bir ara. Onlara arkadaş denmemesi ve diyenlerin cezalandırılması hususunda yine mahalleler bölge kurulu tarafından kanun hükmünde kararname çıkarılsın, tabii bir ara.

Madde 7: Evlilik şirketinin zaten sonlanmış olacağı bir toplumsal yapı içinde hâlâ eskiye özenti duyanlar da hasta kabul edilsin, ancak tedavi edilmesin, acılarıyla kendi hallerine bırakılsın, bir ara.

Madde 8: Böyleyken bile, daha da ileri gidip mesela çocuk gelin arzusu ile yanıp tutuşan ve/veya cinsel kimliğini cinsel organıyla tanımlayan ve/veya çoktan çürümüş “kadın ile erkekten öte köy olmaz” zihniyetini devam ettirmeye ısrarlı dangalozlar (dikkat: artık arkadaş denmesi de yasak) hasta sınıfına alınmasın, yaşayan ölü ilan edilsin, ilanlar mahalledeki her evin duvarına dangalozlarca ayaklarına pranga vurulmuş şekilde asılsın, sökülsün, asılsın, sökülsün, asıl, sökül, as… bir ara. Daha sonra: Bakınız madde 1.

Madde 9: Burdan, küçük adadan devam ediniz. Lütfen!

Madde SON: Son yoktur. Sizin devam ettiğiniz yerden Aslı da yazmayı sürdürecektir mutlaka ama o maddelerle karşılaşır mısınız, bilinmez.

Yüzlerce yapmalı-yapmamalı listesinin dolaşıma girdiği günlerdi ve yağmur dinmişti.


Aslı Solakoğlu

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kadın Argosu ve "Kadın Argosu Sözlüğü"

Uğruna, tahtını/tacını terk eden krallar vardır. Çok sevilir, kıskanılır, tabanca çekilir, bıçak sıyrılır. Ölünür, öldürülür, gerekirse mahpus yatılır.
Anadır, bacıdır, teyzedir, haladır. Yavukludur, orospudur, metrestir, kapatmadır, yosmadır. Savaşların en büyük mağdurudur. Tecavüz edilir, esir alınır, satılır, köle yapılır. Tecavüzcü değil o asılır, çünkü yargıç erkektir.
Erkekleri de doğurur. Emzirir, besler, bokunu sidiğini temizler, donunu yıkar, pantolonunu ütüler yıllarca. Büyüdüğüne emin olunca, bir başka kadına devreder yaşatsın diye.
Biraz gecikse, kapılarda camlarda bekler sabaha dek. Ölse, gözüyle görmedikçe öldüğüne inanmaz, bekler ölene dek. Şili’de, Arjantin’de, Fransa’da, Ürdün’de hep aynıdırlar; 500, gerekirse 5000 hafta beklerler hiç yüksünmeden; katillere inat. Zalim dövmekten usanır, onlar beklemekten vazgeçmez.
Bu kadar çok işi ve adı olan kadının bir gizli dili de vardır haliyle. Daha doğrusu bilinir ama yazılmamış bir dildir bu. Bu dilin sözcüklerini, deyimlerini yi…

Çıkılacak Kız

Okuyan bir kızla çık. Parasını kıyafet yerine kitaplara yatıran bir kızla çık. Kitapları yüzünden dolabına sığamaz o. Okuyacağı kitapların listesini yapan, 12 yaşından beri kütüphane kartı olan bir kızla çık.
Okuyan bir kız bul. Okuyan bir kız olduğunu çantasında her zaman kitap taşımasından anlayabilirsin.[1] Kitapçıda, sevgiyle raflara bakan ve aradığı kitabı bulduğunda sessizce çığlık atandır o. Sahafta, eski bir kitabın sayfalarını koklayan fıstığı gördün mü? İşte o, okurdur. Hele sayfalar sararmışsa kesinlikle dayanamazlar.
Kahvecide[2] beklerken okuyan kızdır o. Fincanını dikizlersen, sütsüz kremasının yüzdüğünü görürsün çünkü o çoktan dalmıştır kitaba. Yazarın yarattığı dünyada kaybolmuştur. Sen de bir sandalye çek yanına. Sana ters ters bakabilir çünkü okuyan kızların çoğu rahatsız edilmek istemezler. Ona kitabı sevip sevmediğini sor.
Ona yeni bir kahve ısmarla.[3] Murakami hakkında ne düşündüğünü söyle.[4] Kardeşliğin ilk bölümünü bitirip bitiremediğini öğren.[5] Joyce’un Ulysse…

Havuçlu Pilav Meselesi

Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapabilecek bir şey bulanların, bulduklarını yapabilenlerin canı sıkılmazdı. Bense, gazetenin bilmecesini de çözmüş bulunuyordum. Bu kara gün pazar, başka türlü geçerdi.
Karımı düşünmek istedim: Gençti, güzeldi, şimdi akşam yemeğini hazırlamaya çalışıyor ve henüz mutfak işlerinden hoşlanıyordu. Epey çalışmama rağmen onu duygularımda canlandıramadım. Bu fena bir haldi. Ne yapmalı?
Radyo’ya gittim: Uzun dalga bomboştu, orta dalga da öyle… Uzun uzun esnedim.. kısa dalganın parazitleri arasında bir mucize çıktı: Bu enfes bir kemandı ve karımla, daha iki sevgiliyken dinlediğimiz bir…
Her şey canlanıverdi… İçimde kâinatı güzelleştiren, hayata mana veren o büyülü o heyecan belirmeye başlamıştı. Seslendim:
-  Hurrem…
Körpecik sesini işittim.
-  Efendim?
-  Gelsene biraz, dedim.
-  Ne var? diye sordu.
Ne var diye niçin soruyordu sanki? Ben onu güzel ve tatlı şeyleri paylaşmaktan başka ne için çağırırdım?
-  Gel hele! dedim.
-  Ama yemek yetişmeyecek so…

İLK GÖZ AĞRISI (23) : Engin Türkgeldi ve “Orada Bir Yerde”

Edebiyat ortamımız, ülkemizin diğer ortamlarından farklı değil. Yani, kaos hakim. Çok fazla kitap yayımlanıyor, eleştiri yok denecek kadar az ve sair. Bunlar hepimizin bildiği şeyler. Ve fakat ne şekilde, nasıl olursa olsun ilk kitabın heyecanı da ayrı. Hem, kağıt oyunu oynayanlar bilir; ilk elin günahı olmaz. İlk kitaplar da, tıpkı sonrakiler gibi, kusurlarıyla güzeldir. Kendimize ait, bize kendi yolumuzu açacak güzel yanlışlarımız olmazsa ne anlamı var yazmanın?
Bu ve benzeri düşüncelerden hareketle ilk kitaplarını çıkarmış yazarlarla söyleşi yapma fikri gelişti. İlk kitabını çıkarmış her yazara sorulabilecek ortak sorular belirlemeye çalıştım. Samimiyetle sorulan sorulara verilecek sahici cevaplar, belki, ortak dertlerimizi anlamaya, birlikte düşünmeye vesile olur. Hiçbir şey olmasa bile, bir yazar dostumuzun ilk göz ağrısının heyecanını paylaşmış oluruz. Onur Çalı



Kitapsız bir hevesli olmaktan kitaplı bir yazar olmaya giden süreç nasıl gelişti? Benim en baştan beri hevesli olduğum şey…

Mihman'ın Sesi

Akif Kurtuluş’un ilk romanı Mihman’da adı geçen şarkılardan hazırladığımız listeyi göreceksiniz aşağıda. Şarkı isimlerinin üstüne tıklayarak dinleyebilirsiniz.  Parantez içlerindeki isimler, alıntının yapıldığı bölüm adını, dolayısıyla alıntının anlatıcısını gösterir. İyi okumalar, iyi dinlemeler!
Estergon Kalesi: Ülkücü bir hocanın takımında iki devrimci topçuyduk. Ercüment Amca müessesenin yöneticilerinden biri olduğu için, takımın torpilli oyuncusu muamelesi görmüştüm başlarda. Benim faşolarla birlikte davranacağımı zannetmişti Cevdet. İdmanda ülkücüler teyp getirip Estergon Kalesi’ni dinletmeye başlayınca, bir gün ben de daha iyi bir teyp getirip dayadım Cem Karaca’dan Kavga’yı, Tamirci Çırağı’nı. Selda Bağcan… O günden sonra birbirimizin kademesine daha başka girmeye başladık.” (Avukat, s. 16) Yalan: Yolun karşı tarafına park ettiğim 306 İksir’e bindim. Hemen Yeliz’in kasetini koydum. İlk gençliğimden beri hastası olduğum bu kadının Yalan şarkısını dinleyerek Bölge Başkanlığı’na yola…

Filmlerde Kitap Var!

Kitaplarla yatıp kalkanlardansanız, izlediğiniz bir filmde okuduğunuz bir kitabı görünce gülümsersiniz, bir arkadaşınızı görmüş gibi. Daha önce tanışmadığınız bir arkadaşsa bu kitap, hemen bir kenara not ederseniz adını. Bazen, yönetmenler acımasız olur ve filmdeki karakterin elindeki kitabı göreceğiz diye pause tuşunu eskitmek zorunda kalırız. Neyse ki Anıl Altın ve Nazlı Karabıyıkoğlu, aşağıda okuyacağınız keyifli çalışmayı yapmışlar. 10 güzel filmde geçen kitaplar, hem sinemanın hem de edebiyatın ruhuna uygun bir şekilde yazılmış. Bakalım hangileri tanıdık size!
Solaris (Solyaris, 1972)
Sinema tarihindeki en özel yönetmenlerden biri olan Andrei Tarkovsky’nin Stanislav Lem’in aynı adlı kitabından uyarladığı Solaris (Solyaris, 1972), bir bilimkurgu başyapıtıdır. Başarısız bir uzay deneyinde bilim adamları ve özellikle baş karakter psikolog Kris Kelvin, hayalin her şeyi tatmin edip gerçekliği muğlaklaştırmasıyla birlikte, derin içsel yolculuklara çıkarlar. Başta eski karısı Khari olmak …