Ana içeriğe atla

kahramansızlar bildirisi XII


Yurt ve dünya sathında makul olan taleplerimizdir:
1. Asgari ücret en az 2.500 TL olsun. Bakan, milletvekili ve diğer işe yaramazların maaşları ve ekstraları en az yarı yarıya düşürülsün.
2. Edebiyat ve sanat ödüllerinin tümü kaldırılsın. Böylece hiçbir büyük düşünür, şaircik ya da yazarcık kıç yalamak ve saçmalamak zorunda kalmasın. Sanata ve edebiyata destek vermek için yanıp tutuşan belediyeler, ödüllere harcayacağı parayla kentlerine/kasabalarına kütüphane kursun, süreli yayınlardan, dergilerden, fanzinlerden ve kitaplardan satın alsın.
3. Derhal ve acilen bir nefret suçları yasası çıkarılsın. Buna ek olarak; LBGT, romanlar ve kadınlar ve çocuklar gibi dezavantajlı kesimleri korumak için bir kanun çıkarılsın. Bunun dışındaki tüm ”koruma” ve ”dokunulmazlıklar” kaldırılsın.
4. Eğer illa bu temsili demokrasi oyununa devam edilecekse, meclis denen yere girebilmek için yapılacak seçimlerde %50 kadın kotası getirilsin. Seçim barajı, söylemeye gerek var mı, kalksın.
5. Kış yasaklansın! Ayrıca; kar ve kedi güzellemeri yapmak, okunulan kitabın yanına bardak, tabak ya da gece lambası ya da başka bir zımbırtı koyarak fotoğraf çekmek ve sosyal medyada yayımlamak yasaklansın. Derhal!
6. Yazma önerisi, kitap önerisi gibi saçmalıklara derhal son verilsin. Çehov, Dostoyevski ve Şekspir istisnadır; onlar -eğer isterlerse- yazabilirler.
7. Hiçbir ders zorunlu olmasın. Din Kültürü dersi, Dinler Tarihi dersi olarak, disiplinlerarası bir müfredatla verilsin, illa verilecekse. Ve 15 yaşından sonra verilsin. Çünkü Tanrı’nın kitapları bol miktarda şiddet, korku, şiddet ve kan içerir. Ya da boş verin bu maddeye, kısacası/özü: Okullar kapatılsın.
8. Her gün et yiyen ve fakat yalnızca Müslümanların kurban bayramlarında vejetaryen kesilen insanlar, empati duygularının gelişmesi amacıyla tek ayaklarından bağlanıp baş aşağı asılsınlar ve bir süre böylece kalsınlar.
9. Basılı kağıt, defter, kitap üretimi dursun. Sizin derinizden kağıt yapsalar iyi mi olur lan! Bunun için, ilk adım olarak devlet dairelerindeki yazışmalar durdurulsun, kayıt defterleri, dekontlar vesaire hepsi durdurulsun.
10. Evlilik yasaklansın. Halihazırda evli olanların evlilikleri hükümsüz sayılsın.
11. Ev sahiplerinin evleri ellerinden alınsın. Evi olmayanlar, evsizler, ihtiyacı olanlar otursun. Yazlık evler, oteller, pansiyonlar dönüşümlü olarak kullanılsın. KİMSENİN OLMASIN!

Dediği gibi şairin:         

 Bu evler var ya bu evler, yıkılsın bu evler                                                                                                      Başka insanlar gelsin, hak eden zenciler, Kürtler

12. İçki ve sigara fiyatları çok düşsün. Devlet genelev işletmeyi bıraksın. Seks işçilerinin güvenli ve huzurlu bir şekilde çalışabilecekleri ortamlar (mahalleler olabilir) yaratılsın.
13. Kutsal denilen metinler tekrar, anlaşılır bir dille yazılsın. Böylece, kutsal metinlerinde açıkça ÖLDÜRMEYECEKSİN yazdığı halde sistematik şekilde öldürmeye, zulmetmeye, başkalarının topraklarını istila etmeye devam eden gerizekalılar sürüsü ortadan kalkar belki. Tüm halifelik, papalık, patriklik, vesaire ortadan kalksın. Zaten metinler doğru düzgün anlaşılınca, bu kendiliğinden olacaktır.
13+1. Zorunlu ve gönüllü askerlik, vatan borcu ifadesiyle birlikte tarihe karışsın, ordular lağvedilsin, silah sanayii fabrikaları ve bankalar ve borsalar kapatılsın. İlla ben başkaları için bir şey yapmak istiyorum diyen varsa, kafasına göre takılsın. Söz gelimi zeytin diksin, çalışan annelerin çocuklarına baksın, çöpleri toplasın, ücretsiz tarım işçiliği yapsın. Gibi gibi.
(Devam edecek...)

k a h r a m a n s ı z l a r 


Yorumlar

Yorum Gönder

Yorum Yaz Bilader

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kadın Argosu ve "Kadın Argosu Sözlüğü"

Uğruna, tahtını/tacını terk eden krallar vardır. Çok sevilir, kıskanılır, tabanca çekilir, bıçak sıyrılır. Ölünür, öldürülür, gerekirse mahpus yatılır.
Anadır, bacıdır, teyzedir, haladır. Yavukludur, orospudur, metrestir, kapatmadır, yosmadır. Savaşların en büyük mağdurudur. Tecavüz edilir, esir alınır, satılır, köle yapılır. Tecavüzcü değil o asılır, çünkü yargıç erkektir.
Erkekleri de doğurur. Emzirir, besler, bokunu sidiğini temizler, donunu yıkar, pantolonunu ütüler yıllarca. Büyüdüğüne emin olunca, bir başka kadına devreder yaşatsın diye.
Biraz gecikse, kapılarda camlarda bekler sabaha dek. Ölse, gözüyle görmedikçe öldüğüne inanmaz, bekler ölene dek. Şili’de, Arjantin’de, Fransa’da, Ürdün’de hep aynıdırlar; 500, gerekirse 5000 hafta beklerler hiç yüksünmeden; katillere inat. Zalim dövmekten usanır, onlar beklemekten vazgeçmez.
Bu kadar çok işi ve adı olan kadının bir gizli dili de vardır haliyle. Daha doğrusu bilinir ama yazılmamış bir dildir bu. Bu dilin sözcüklerini, deyimlerini yi…

Çıkılacak Kız

Okuyan bir kızla çık. Parasını kıyafet yerine kitaplara yatıran bir kızla çık. Kitapları yüzünden dolabına sığamaz o. Okuyacağı kitapların listesini yapan, 12 yaşından beri kütüphane kartı olan bir kızla çık.
Okuyan bir kız bul. Okuyan bir kız olduğunu çantasında her zaman kitap taşımasından anlayabilirsin.[1] Kitapçıda, sevgiyle raflara bakan ve aradığı kitabı bulduğunda sessizce çığlık atandır o. Sahafta, eski bir kitabın sayfalarını koklayan fıstığı gördün mü? İşte o, okurdur. Hele sayfalar sararmışsa kesinlikle dayanamazlar.
Kahvecide[2] beklerken okuyan kızdır o. Fincanını dikizlersen, sütsüz kremasının yüzdüğünü görürsün çünkü o çoktan dalmıştır kitaba. Yazarın yarattığı dünyada kaybolmuştur. Sen de bir sandalye çek yanına. Sana ters ters bakabilir çünkü okuyan kızların çoğu rahatsız edilmek istemezler. Ona kitabı sevip sevmediğini sor.
Ona yeni bir kahve ısmarla.[3] Murakami hakkında ne düşündüğünü söyle.[4] Kardeşliğin ilk bölümünü bitirip bitiremediğini öğren.[5] Joyce’un Ulysse…

Havuçlu Pilav Meselesi

Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapabilecek bir şey bulanların, bulduklarını yapabilenlerin canı sıkılmazdı. Bense, gazetenin bilmecesini de çözmüş bulunuyordum. Bu kara gün pazar, başka türlü geçerdi.
Karımı düşünmek istedim: Gençti, güzeldi, şimdi akşam yemeğini hazırlamaya çalışıyor ve henüz mutfak işlerinden hoşlanıyordu. Epey çalışmama rağmen onu duygularımda canlandıramadım. Bu fena bir haldi. Ne yapmalı?
Radyo’ya gittim: Uzun dalga bomboştu, orta dalga da öyle… Uzun uzun esnedim.. kısa dalganın parazitleri arasında bir mucize çıktı: Bu enfes bir kemandı ve karımla, daha iki sevgiliyken dinlediğimiz bir…
Her şey canlanıverdi… İçimde kâinatı güzelleştiren, hayata mana veren o büyülü o heyecan belirmeye başlamıştı. Seslendim:
-  Hurrem…
Körpecik sesini işittim.
-  Efendim?
-  Gelsene biraz, dedim.
-  Ne var? diye sordu.
Ne var diye niçin soruyordu sanki? Ben onu güzel ve tatlı şeyleri paylaşmaktan başka ne için çağırırdım?
-  Gel hele! dedim.
-  Ama yemek yetişmeyecek so…

Mihman'ın Sesi

Akif Kurtuluş’un ilk romanı Mihman’da adı geçen şarkılardan hazırladığımız listeyi göreceksiniz aşağıda. Şarkı isimlerinin üstüne tıklayarak dinleyebilirsiniz.  Parantez içlerindeki isimler, alıntının yapıldığı bölüm adını, dolayısıyla alıntının anlatıcısını gösterir. İyi okumalar, iyi dinlemeler!
Estergon Kalesi: Ülkücü bir hocanın takımında iki devrimci topçuyduk. Ercüment Amca müessesenin yöneticilerinden biri olduğu için, takımın torpilli oyuncusu muamelesi görmüştüm başlarda. Benim faşolarla birlikte davranacağımı zannetmişti Cevdet. İdmanda ülkücüler teyp getirip Estergon Kalesi’ni dinletmeye başlayınca, bir gün ben de daha iyi bir teyp getirip dayadım Cem Karaca’dan Kavga’yı, Tamirci Çırağı’nı. Selda Bağcan… O günden sonra birbirimizin kademesine daha başka girmeye başladık.” (Avukat, s. 16) Yalan: Yolun karşı tarafına park ettiğim 306 İksir’e bindim. Hemen Yeliz’in kasetini koydum. İlk gençliğimden beri hastası olduğum bu kadının Yalan şarkısını dinleyerek Bölge Başkanlığı’na yola…

İLK GÖZ AĞRISI (23) : Engin Türkgeldi ve “Orada Bir Yerde”

Edebiyat ortamımız, ülkemizin diğer ortamlarından farklı değil. Yani, kaos hakim. Çok fazla kitap yayımlanıyor, eleştiri yok denecek kadar az ve sair. Bunlar hepimizin bildiği şeyler. Ve fakat ne şekilde, nasıl olursa olsun ilk kitabın heyecanı da ayrı. Hem, kağıt oyunu oynayanlar bilir; ilk elin günahı olmaz. İlk kitaplar da, tıpkı sonrakiler gibi, kusurlarıyla güzeldir. Kendimize ait, bize kendi yolumuzu açacak güzel yanlışlarımız olmazsa ne anlamı var yazmanın?
Bu ve benzeri düşüncelerden hareketle ilk kitaplarını çıkarmış yazarlarla söyleşi yapma fikri gelişti. İlk kitabını çıkarmış her yazara sorulabilecek ortak sorular belirlemeye çalıştım. Samimiyetle sorulan sorulara verilecek sahici cevaplar, belki, ortak dertlerimizi anlamaya, birlikte düşünmeye vesile olur. Hiçbir şey olmasa bile, bir yazar dostumuzun ilk göz ağrısının heyecanını paylaşmış oluruz. Onur Çalı



Kitapsız bir hevesli olmaktan kitaplı bir yazar olmaya giden süreç nasıl gelişti? Benim en baştan beri hevesli olduğum şey…

Filmlerde Kitap Var!

Kitaplarla yatıp kalkanlardansanız, izlediğiniz bir filmde okuduğunuz bir kitabı görünce gülümsersiniz, bir arkadaşınızı görmüş gibi. Daha önce tanışmadığınız bir arkadaşsa bu kitap, hemen bir kenara not ederseniz adını. Bazen, yönetmenler acımasız olur ve filmdeki karakterin elindeki kitabı göreceğiz diye pause tuşunu eskitmek zorunda kalırız. Neyse ki Anıl Altın ve Nazlı Karabıyıkoğlu, aşağıda okuyacağınız keyifli çalışmayı yapmışlar. 10 güzel filmde geçen kitaplar, hem sinemanın hem de edebiyatın ruhuna uygun bir şekilde yazılmış. Bakalım hangileri tanıdık size!
Solaris (Solyaris, 1972)
Sinema tarihindeki en özel yönetmenlerden biri olan Andrei Tarkovsky’nin Stanislav Lem’in aynı adlı kitabından uyarladığı Solaris (Solyaris, 1972), bir bilimkurgu başyapıtıdır. Başarısız bir uzay deneyinde bilim adamları ve özellikle baş karakter psikolog Kris Kelvin, hayalin her şeyi tatmin edip gerçekliği muğlaklaştırmasıyla birlikte, derin içsel yolculuklara çıkarlar. Başta eski karısı Khari olmak …