Ana içeriğe atla

Öykümüz Olay Olacak


14 Şubat Dünyanın Öyküsü dergisinin 7. sayısında yapılan soruşturmaya verdiğim yanıtın gözden geçirilmiş ve belki de biraz genişletilmiş halidir.
Onur Çalı


10+ Maddeyle 2014 Öyküsüne ve Edebiyatına Kısa Bir Bakış

1- Öykü açısından bakıldığında, hakikaten de olaylı ve esaslı bir yıldı 2014. En büyük olay, iyi ve güzel öykülerin yazılmasıydı. Son birkaç yıldır görülen hareketlilik Notos, Sarnıç Öykü, 14 Şubat Dünyanın Öyküsü, Akköy, İzafi gibi birçok dergide ve kitaplarda devam etti. Birkaç yıldır artarak devam eden ilk kitap sayısı ve öykü kitaplarının sayısı muhtemelen önümüzdeki yılda da artacak. Ancak bu yalnızca niceliksel bir artış değil ya da şöyle demeli: Bu niceliksel artışın içerisinde niteliğini sürekli yükselten farklı damarlardan öykücüler var. Geçer akçenin roman olduğu bir piyasada, öykü odaklı yayımcılık yapan yayınevleri var.
2- Kaçırdıklarım muhakkak vardır, bunun yanında alıp henüz okuyamadıklarım, not edip dönemediklerim… Bununla birlikte 2014’ün gözüme çarpan, okuma fırsatı bulabildiğim iyi öykü kitapları şunlardı: Kürar (Melike Uzun), Ateş Etme Silahsızım (Hakkı İnanç), Kıymık (Aysun Kara), On Üç Sıfır Sıfır (Ercan y Yılmaz), Birtakım Tuhaflıklar (Alper Beşe), Olivya Çıkmazı (Nazlı Karabıyıkoğlu), Pause Anıtı (İsahag Uygar Eskiciyan), Atları Bağlayın Geceyi Burada Geçireceğiz (Melisa Kesmez), İki Şiirin Arasında (Yekta Kopan). Bunların yanı sıra, Cemil Kavukçu’nun Üstü Kalsın’ı benim için mutluluk kaynağı oldu. Ayrıca, kitapsız bir öykücü olan Ayşegül Kocabıçak, gerek basılı gerek e-dergilerde yayımladığı öyküleriyle benim için 2014’ün keyifli keşiflerinden biri. 
3- 2014 geçti ama yeni yılda öykü kitaplarını görürsem çok sevineceğim yazarlar şunlar: Sine Ergün, Pelin Buzluk, Kerem Işık, Behçet Çelik ve Barış Bıçakçı (roman da olur). Ayrıca Ankara’da çıkan Sinek Kağıdı, Balkon ve 365 adlı fanzinlerin yeni sayılarını da heyecanla bekliyorum.

4- Yıllar önce bir öyküsü Adam Öykü’de yayımlanmış olan Grace Paley, kitap boyutunda ilk kez buluştu Türkçe okurlarla. Yüz Kitap’tan, Aylin Ülçer’in özenli çevirisiyle yayımlanan İnsana Hiç Rahat Yok Kendinden benim için keyifli bir okuma oldu. Grace Paley, az konuşan, anlatmadan anlatan bir damardan. Bana Raymond Carver’ı anımsattı. Umarım diğer iki kitabı da tez zamanda çevrilir. Çeviri öykü açısından dikkatlerden kaçmasın istediğim diğer kitaplar: Yapamam ve Yapmayacağım (Lydia Davis), Katedral (Raymond Carver), Muhteşem Vahşi Dünya (Andrey Platonov).
5- Yıl biterken, iyi kitaplar yayımlayan Dedalus Yayınevi ekibinden bir dergi geldi: Post Öykü. Daha önce başka işlerini beğeniyle takip ettiğim OBKB’den yeni bir fanzin haberi geldi: Askıda Öykü. Öykü odaklı nitelikli dergilerin çoğalması, geleceğin öykü okurunu yetiştirecek okullar, diye umutlanıyorum.
6- 2014’ün öykü açısından belirgin bir özelliği de seçkilerdi. Çoğunluğu vasat olmak üzere birçok öykü seçkisi yayımlandı. Anlaşılan o ki seçkilerin tamamıyla yayınevlerinin ticari karlarına hizmet etmesine ramak kaldı. Ve fakat iyi seçkiler de vardı; güzel bir çabanın, emeğin ve amacın olduğu Korkma Kimse Yok, Ölüm Vardiyası ve Kızlı Erkekli adlı seçkileri anmadan geçemeyeceğim. Ayrıca, Türk Sinemasının 100. yılı vesilesiyle yayımlanan Yüzyıllık Perde adlı seçki, her ne kadar öykü seçkisi olmasa da sinema-edebiyat ilişkisi üzerine verdiği ipuçları ve bazı yazarların öykü gibi yazılarıyla dikkate değerdi.
7- Bu yıl Kültür Bakanlığı, edebiyat alanında da destek vermeye kalkıştı. 40 yazarın destek aldığı biliniyor ancak kim oldukları ve destek alacak isimleri kimin belirlediği (jüri) bilinmiyor. Destek alan beş yazar, tartışmalar üzerine, destek aldıklarını açıkladılar. Ancak bildiğim kadarıyla, diğer 35 yazar ve jüri halen bilinmiyor.
Devlet tiyatrolarının kapatılması gerektiği, devletin sanatçı “beslemek” zorunda olmadığı görüşlerinin kuvvetlice dile getirildiği böyle bir atmosferde yazarların destek alması başlı başına tartışılası bir konu. Ancak buradaki asıl mesele, seçimin şeffaf olmaması. Umarım, basında yaptığı gibi, kafasına göre ve kendisine hizmet edecek bir edebiyat mahallesi kurmak peşinde değildir iktidar. Edebiyat alanında destek vermeyi çok istiyorlarsa, bunun binbir yolu var, binbir şeffaf ve iyi niyetli yolu var.
8- Bir yandan da Kobane’ye giden edebiyatçılar vardı. Cemil Kavukçu öykücülüğü üzerine hazırladığı “Beşinci Pencere” adlı kitabından tanıdığım Melike Koçak’ın önce sosyal medyada başlayan girişimleri ve çabalarıyla edebiyat kamuoyunun bir kısmı, direnen Kobane için ses verdi.
Birçok öykücü, şair ve edebiyatçının imza verdiği bir basın bildirisi ve video hazırlandı. Daha sonra, imzalarıyla destek olanların bir kısmı da sınıra gittiler. Edebiyatçıların barış adına yapacakları en büyük ve önemli şey öncelikle iyi eserler üretmeleridir ama böylesi bir tavır elbette çok değerliydi.
9- Uluslararası Ankara Öykü Günleri Derneği hem 14 Şubat’ta hem 21 Aralık’ta hem de Mayıs ayında düzenlenen öykü günlerinde gerçekleştirdiği etkinliklerle edebiyat ve öykü alanına bir hareket getirdi. Etkinlikler, derneğin ofisinde yıl boyunca sürdü. Söyleşiler, imza günleri, anmalar… Edebiyat hiç kuşkusuz yalnız başına yapılan bir eylem ancak bir araya gelmek, edebiyat adına etkinlikler düzenlemek, yeni okurların kazanılması açısından önemli.
10- Basılı dergilerin yanısıra yalnızca internet yayıncılığı yapan ve yıl içinde iyi öyküler, şiirler, yazılar, söyleşiler yayımlayan birçok site, blog ve e-platform mevcut. Ben izlediklerimden bazılarını yazayım. (Üzerlerine tıklayarak ulaşabilirsiniz.)
10+1- Yıl biterken, Yekta Kopan editörlüğünde bir yazı grubu tarafından hazırlanan, bir nevi öykü sözlüğü diyebileceğimiz İpekli Mendil adlı kitap yayımlandı. Özgün bir çalışma. Öykü okurlarını farklı öykücülere, öykülere götürecek bir kaynak.
Kemal Gündüzalp’in birçok edebiyatçının katkısıyla birlikte hazırladığı 2013 Öykü Yıllığı, bir önceki yılın öykü alanında olup bitenlerini derli toplu bir şekilde okurlara sundu. Umarım, Mehmet H. Doğan’ın hazırladığı Şiir Yıllıkları gibi uzun yıllar devam eder. Büyük emek.
Ayrıca, yıl biterken İletişim Yayınları tarafından yayımlanan Resimli Türkçe Edebiyat Takvimi 2015 edebiyatseverler açısından bir güzellik oldu.

Yorumlar

  1. Pelin Buzluk yazsın! Pelin Buzluk yazsın! Pelin Buzluk...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yorum Yaz Bilader

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kadın Argosu ve "Kadın Argosu Sözlüğü"

Uğruna, tahtını/tacını terk eden krallar vardır. Çok sevilir, kıskanılır, tabanca çekilir, bıçak sıyrılır. Ölünür, öldürülür, gerekirse mahpus yatılır.
Anadır, bacıdır, teyzedir, haladır. Yavukludur, orospudur, metrestir, kapatmadır, yosmadır. Savaşların en büyük mağdurudur. Tecavüz edilir, esir alınır, satılır, köle yapılır. Tecavüzcü değil o asılır, çünkü yargıç erkektir.
Erkekleri de doğurur. Emzirir, besler, bokunu sidiğini temizler, donunu yıkar, pantolonunu ütüler yıllarca. Büyüdüğüne emin olunca, bir başka kadına devreder yaşatsın diye.
Biraz gecikse, kapılarda camlarda bekler sabaha dek. Ölse, gözüyle görmedikçe öldüğüne inanmaz, bekler ölene dek. Şili’de, Arjantin’de, Fransa’da, Ürdün’de hep aynıdırlar; 500, gerekirse 5000 hafta beklerler hiç yüksünmeden; katillere inat. Zalim dövmekten usanır, onlar beklemekten vazgeçmez.
Bu kadar çok işi ve adı olan kadının bir gizli dili de vardır haliyle. Daha doğrusu bilinir ama yazılmamış bir dildir bu. Bu dilin sözcüklerini, deyimlerini yi…

Çıkılacak Kız

Okuyan bir kızla çık. Parasını kıyafet yerine kitaplara yatıran bir kızla çık. Kitapları yüzünden dolabına sığamaz o. Okuyacağı kitapların listesini yapan, 12 yaşından beri kütüphane kartı olan bir kızla çık.
Okuyan bir kız bul. Okuyan bir kız olduğunu çantasında her zaman kitap taşımasından anlayabilirsin.[1] Kitapçıda, sevgiyle raflara bakan ve aradığı kitabı bulduğunda sessizce çığlık atandır o. Sahafta, eski bir kitabın sayfalarını koklayan fıstığı gördün mü? İşte o, okurdur. Hele sayfalar sararmışsa kesinlikle dayanamazlar.
Kahvecide[2] beklerken okuyan kızdır o. Fincanını dikizlersen, sütsüz kremasının yüzdüğünü görürsün çünkü o çoktan dalmıştır kitaba. Yazarın yarattığı dünyada kaybolmuştur. Sen de bir sandalye çek yanına. Sana ters ters bakabilir çünkü okuyan kızların çoğu rahatsız edilmek istemezler. Ona kitabı sevip sevmediğini sor.
Ona yeni bir kahve ısmarla.[3] Murakami hakkında ne düşündüğünü söyle.[4] Kardeşliğin ilk bölümünü bitirip bitiremediğini öğren.[5] Joyce’un Ulysse…

Havuçlu Pilav Meselesi

Yağmur yağıyordu, pis pis yağıyordu. Bu havada ancak yapabilecek bir şey bulanların, bulduklarını yapabilenlerin canı sıkılmazdı. Bense, gazetenin bilmecesini de çözmüş bulunuyordum. Bu kara gün pazar, başka türlü geçerdi.
Karımı düşünmek istedim: Gençti, güzeldi, şimdi akşam yemeğini hazırlamaya çalışıyor ve henüz mutfak işlerinden hoşlanıyordu. Epey çalışmama rağmen onu duygularımda canlandıramadım. Bu fena bir haldi. Ne yapmalı?
Radyo’ya gittim: Uzun dalga bomboştu, orta dalga da öyle… Uzun uzun esnedim.. kısa dalganın parazitleri arasında bir mucize çıktı: Bu enfes bir kemandı ve karımla, daha iki sevgiliyken dinlediğimiz bir…
Her şey canlanıverdi… İçimde kâinatı güzelleştiren, hayata mana veren o büyülü o heyecan belirmeye başlamıştı. Seslendim:
-  Hurrem…
Körpecik sesini işittim.
-  Efendim?
-  Gelsene biraz, dedim.
-  Ne var? diye sordu.
Ne var diye niçin soruyordu sanki? Ben onu güzel ve tatlı şeyleri paylaşmaktan başka ne için çağırırdım?
-  Gel hele! dedim.
-  Ama yemek yetişmeyecek so…

Mihman'ın Sesi

Akif Kurtuluş’un ilk romanı Mihman’da adı geçen şarkılardan hazırladığımız listeyi göreceksiniz aşağıda. Şarkı isimlerinin üstüne tıklayarak dinleyebilirsiniz.  Parantez içlerindeki isimler, alıntının yapıldığı bölüm adını, dolayısıyla alıntının anlatıcısını gösterir. İyi okumalar, iyi dinlemeler!
Estergon Kalesi: Ülkücü bir hocanın takımında iki devrimci topçuyduk. Ercüment Amca müessesenin yöneticilerinden biri olduğu için, takımın torpilli oyuncusu muamelesi görmüştüm başlarda. Benim faşolarla birlikte davranacağımı zannetmişti Cevdet. İdmanda ülkücüler teyp getirip Estergon Kalesi’ni dinletmeye başlayınca, bir gün ben de daha iyi bir teyp getirip dayadım Cem Karaca’dan Kavga’yı, Tamirci Çırağı’nı. Selda Bağcan… O günden sonra birbirimizin kademesine daha başka girmeye başladık.” (Avukat, s. 16) Yalan: Yolun karşı tarafına park ettiğim 306 İksir’e bindim. Hemen Yeliz’in kasetini koydum. İlk gençliğimden beri hastası olduğum bu kadının Yalan şarkısını dinleyerek Bölge Başkanlığı’na yola…

İLK GÖZ AĞRISI (23) : Engin Türkgeldi ve “Orada Bir Yerde”

Edebiyat ortamımız, ülkemizin diğer ortamlarından farklı değil. Yani, kaos hakim. Çok fazla kitap yayımlanıyor, eleştiri yok denecek kadar az ve sair. Bunlar hepimizin bildiği şeyler. Ve fakat ne şekilde, nasıl olursa olsun ilk kitabın heyecanı da ayrı. Hem, kağıt oyunu oynayanlar bilir; ilk elin günahı olmaz. İlk kitaplar da, tıpkı sonrakiler gibi, kusurlarıyla güzeldir. Kendimize ait, bize kendi yolumuzu açacak güzel yanlışlarımız olmazsa ne anlamı var yazmanın?
Bu ve benzeri düşüncelerden hareketle ilk kitaplarını çıkarmış yazarlarla söyleşi yapma fikri gelişti. İlk kitabını çıkarmış her yazara sorulabilecek ortak sorular belirlemeye çalıştım. Samimiyetle sorulan sorulara verilecek sahici cevaplar, belki, ortak dertlerimizi anlamaya, birlikte düşünmeye vesile olur. Hiçbir şey olmasa bile, bir yazar dostumuzun ilk göz ağrısının heyecanını paylaşmış oluruz. Onur Çalı



Kitapsız bir hevesli olmaktan kitaplı bir yazar olmaya giden süreç nasıl gelişti? Benim en baştan beri hevesli olduğum şey…

Filmlerde Kitap Var!

Kitaplarla yatıp kalkanlardansanız, izlediğiniz bir filmde okuduğunuz bir kitabı görünce gülümsersiniz, bir arkadaşınızı görmüş gibi. Daha önce tanışmadığınız bir arkadaşsa bu kitap, hemen bir kenara not ederseniz adını. Bazen, yönetmenler acımasız olur ve filmdeki karakterin elindeki kitabı göreceğiz diye pause tuşunu eskitmek zorunda kalırız. Neyse ki Anıl Altın ve Nazlı Karabıyıkoğlu, aşağıda okuyacağınız keyifli çalışmayı yapmışlar. 10 güzel filmde geçen kitaplar, hem sinemanın hem de edebiyatın ruhuna uygun bir şekilde yazılmış. Bakalım hangileri tanıdık size!
Solaris (Solyaris, 1972)
Sinema tarihindeki en özel yönetmenlerden biri olan Andrei Tarkovsky’nin Stanislav Lem’in aynı adlı kitabından uyarladığı Solaris (Solyaris, 1972), bir bilimkurgu başyapıtıdır. Başarısız bir uzay deneyinde bilim adamları ve özellikle baş karakter psikolog Kris Kelvin, hayalin her şeyi tatmin edip gerçekliği muğlaklaştırmasıyla birlikte, derin içsel yolculuklara çıkarlar. Başta eski karısı Khari olmak …