Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Dünlük 87: “Yarın kızını sınav yapacağım!”

17.Haziran.18 İzin tatil bitti, kürkçü dükkanıma, güzel Ankara’ma geri döndüm… O zamanki adıyla Kadın Çalışmaları bölümünde yüksek lisans yaparken, değerli hocalarımdan birisi de Funda Şenol Cantek idi. Bir söyleşide şöyle demiş Funda hoca: “Ankara iyi bir çalışma odası gibidir. Kimi yaklaşımların, kimi akımların yeşertildiği yerdir. Ama uygulaması ve piyasası İstanbul’dur. Edebiyatın membaı genellikle Ankara’dır piyasası hep İstanbul’dur. Akademi anlamında ise önemli bir üretim Ankara’dan çıkar. Buradakiler çalışır. Burada kafayı meşgul edecek pek bir şey yoktur. Ankara bir dostluk, tefekkür şehri olarak da tanımlanabilir.” O halde, kısa bir molanın ardından, üç kere: Dostluğa ve edebiyata kaldığımız yerden devam! • • • Latif Kelimeler zıypak, mülahaza, cevir, üzgü, rüşeym, intihap, orun, cife, fasih, hempa, fisebilillah, muarız, mültefit, mütekait, müessif, müyesser, güherçile, salapurya, müsavat, kabar kabar olmak, türüm türüm tütmek, mekkare, teşrin, mücerrep, menfaatperest, iştiyak, re…

Messi, söyle alla’sen, Bu Neyin Nesi!

messi’nin dünya kupası sırasındaki endişesi (13.06.2014) “Leo, yavrum, gollerini bekliyoruz yavrucum!” “Sağ ol anne iyiyim, sen nasılsın?” Tribi görmeyen anne, el yükseltti: “İyiyiz iyiyiz, dayın da burda, gollerini bekliyoruz keratanın diyor bak, ona göre. Çok selamı var.” “Tamam anne, görüşürüz, kapatmam lazım.” Andrés oflaya puflaya gazeteleri aldı eline, sıkıntısını dağıtmak için. Arka kapak güzellerine baktı. Sonra dayanamadı, spor sayfasını açtı: Messi, kariyerini dünya şampiyonluğuyla taçlandırabilecek mi? Offf! İçi sıkıldı gene. Ne yaparsam memnun olacak la bunlar, diye geçirdi içinden. Dışarıya renk vermedi. Sahada kaybedebilirdi ama efendilik savaşında yenilemezdi. Otelin önüne çıkıp donunda zor zamanlar için sakladığı cigara paketini yokladı. Bir dal çekti. Omuzlarındaki 5.9742×1024 kg ağırlık yüzünden, sol omzu düşmüştü. Dışardan bakanlar Eşrefpaşalı bir kabadayı gördüklerini sandılar. tanrı’nın topu (13.07.2014) Gazeteler haberleri vermiyordu ama biliyordu Leo, ortalık karışıktı, …

Ölüm Tüm Canlılığıyla

Şehir merkezinden mezarlığa doğru uzanan yoldan o yıl da pek çok kişi geçti. Bunların bir kısmı geri dönmedi. Dönenlerse binbir parça halinde şehre ve hayata dağıldılar.

Bir ikindi vakti, şehrin bu dar sokaklarına döşenmiş parke taşlarının üstünde birkaç oğlan çocuğu topa vuruyor, küçük bir kız elinde bir dilim yağlı ekmeğiyle onları izliyordu. Kız, ekmek dilimini öyle yukarıda tutuyordu ki görenler onun ekmeği yediğini değil, güçlükle bir yerlere taşıdığını düşünebilirdi. Az sonra, top oynayan çocuklardan biri yolun başında beliren karartıyı görünce durdu. Kalabalık bir grup ağır ağır soluyan bir hayvan gibi onlara yaklaşıyordu. Çocuklar günün bu saatinde sokaklarından cenazelerin geçmesine alışıktılar. Saygıyla kenara çekildiler. Kapı önü gölgeliklerde laflamaya dalmış şalvarlı kadınlar telaşla içeri girdiler.

Kalabalık, sokağı sessizce aştı. O gün mezarlığın girişindeki servi ağaçları etrafa ılık bir esinti yayıyordu. Bu servilerin arasında kendine sonradan bir yer bulmuş gibi duran …

Dünlük 86: Mekanım Delez Olsun

1.Haziran.18 Ahlat Ağacı'nı izledik. Nuri Bilge Ceylan (NBC) sinemasının en iyi işi olmayabilir ama izlenesi. En fazla güldüğüm NBC filmi oldu. Kızılay Büyülüfener’in havalandırması çalışmayan salonundaki insanlar da çok güldüler. NBC yazar olsaydı eğer, romancı olurdu. Muhakkak. Gene uzun, ayrıntılı, tartışarak ve biraz da uzatarak, hatta sündürerek yazmış romanını. Sayfalarca süren, kitabi diyaloglarla örülmüş tartışmalar var. Bu tartışmalardan bir tanesi de Çanakkaleli yazar Süleyman (Serkan Keskin) ile Sinan'ın (Doğu Demirkol) tartışması. Süleyman’ın katıldığı, yazar olma heveslisi Sinan’ın da izlediği bir sempozyumdan açıyorlar. Bahse konu sempozyum 18-19 Mayıs 2013’te Kadir Has Üniversitesinde yapılan “Taşra ve Edebiyat Sempozyumu”dur. Sempozyumun bildirileri bir kitapta toplanmıştı: Edebiyatın Taşradan Manifestosu. Filmde bahsi geçen, sempozyuma katılmayıp bir mektup gönderen “taşralı” yazar ise Polat Onat’tır. Merak edenler için, Polat’ın mektubunu buraya bırakıp filme …

Dünlük 85: Buralarda Bir Yerde

28.Mayıs.18 Bir okur olarak kendimde bir “daralma” hissediyorum. Evvelce daha fazla şiir ve roman okurdum. Şimdilerde ise öyküden, denemeden, anı ve günlükten başkasını okuyasım gelmiyor pek. Okur olarak böyle iyiyim. De. Yazdıklarımda da daha az “şiir” var sanki artık. Bu da iyi bir şey sanırım. Geçenlerde bir ilk kitap okudum. Bir şair elinden çıkmaydı. Öyküler şiire batmıştı. Okuyamadım, yarım bıraktım öyküleri. Şiirde “öykü” nasıl her zaman iyi durmuyorsa, tersi de geçerli: Öyküdeki “şiir”i abartmamalı galiba. Emin değilim yine de. Düşünmeli. Edebiyat heveslisi herkes gibi şiir yazarak başladım ben de işe. Uzun süre sürdürdüm de. Her yazdıklarını takip ettiğim ya da döne döne okuduğum “benim şairlerim” dışında da yeni şiiri (dergilerden ve kitaplardan) takip etmeye çalıştım hep. Nedir, galiba yavaş yavaş kopuyorum. Şiir yazmayı (haiku denemelerimi saymazsak) bırakalı uzun süre oldu zaten, artık okumayı da tavsatmaya başladım. Bu, çok değil birkaç sene içinde bir okur olarak yeni yaz…

Dünlük 84: “One for the Road”

14.Mayıs.18 11 Mayıs, bildiğiniz üzre Sait Faik’in ölüm yıl dönümü. Ve her yıl 11 Mayıs’ta o yılın Sait Faik Hikaye Armağanı’nın kime verildiği açıklanıyor, ödül töreni yapılıyor. Benim önemsediğim bir ödül bu. Her şeye rağmen. Sözü Ferit Edgü’ye bırakıp köşemize çekilelim biz… “Sait Faik, yazarlık yaşamı boyunca yerli yabancı hiçbir ödül almadı. Hoş, bugünkü gibi ödül bolluğu da yoktu o sıralar. Olsaydı da, Sait Faik’in umrunda olmazdı bunlardan birinin kendisine verilmesi ya da verilmemesi.” (Ferit Edgü, Sözlü/Yazılı, YKY, sayfa 208) • • • Latif Kelimeler taun, varyete, lebi derya, kasatura, süngü, ufunet, suhulet, mülahaza, muşta, muştu, gedik, gedikli, görümlük, mıhsıçtı, galik, galon, gammaz, vesvese, mastor, maestro, virtüöz, velvele, velespit, vaveyla, kerata, kertik, lenger, hayta, yılkı, çavela (çavalye, çevale), çaput, çiroz, yağdanlık, değirmi, kıvrak, huma, fırda, fırlama, fırıldak, seme, serkeş, marşandiz, hergele, ifrazat, dibace, kısık, masif, varyos, lomboz, çarpana, müruruz…