Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

içimizdeki kalabalık

Ankara’daki Ödemişliler Derneği’nin internet sitesinde gördüm, kitap hakkında çıkmış bir yorum ya da yazı var mı diye araştırırken. Kitabın kapağının yanında küçük bir not: “Ankara’daki Ödemişliler Derneğinin Sevgili Başkanı Ruhi Güller’in değerli kızı Sayın Gamze Güller’in beklenen ilk öykü kitabı heyecanlı bir bekleyiş sonunda 16 Eylül 2008 günü kitapçılarda satışa ve sizlerin ilgisine sunulmuştur.”
Kitaba adını veren “İçimdeki Kalabalık” adlı öykünün kahramanını düşününce gülümsetiyor bu kısa yazı okuru. Elbette öykü karakteriyle yazar aynı kişi değil ama yine de ironik bir ayrıntı. Kitabı okumadan önce, arka kapağında yer alan Cemil Kavukçu’nun kısa tanıtım yazısı, kitabın tasarımı, kapağı bir bütün olarak kitabın olumlu bir özelliği olarak dikkat çekiyor. Artık birkaç yazar dışında, yazarların görselliğine de alıştığımız için, yazarın arka kapakta yer alan ve arka planında kitaplar olan küçük fotoğrafı bizi rahatsız etmiyor. Kitabın başındaki yazarın biyografisi, okuyanın bazı öyk…

kana susamışlar topluluğu

Zaman denen belirsizliğin ve evren denen renksiz boşluğun herhangi bir noktasında bulunan ve kendi sonuna koşar adımlarla yakınlaşan bir gezegende yaşayan kana susamış bir toplum varmış. Bu toplum, hep komedi unsuru olarak kullanılan klişeleriyle ve acayiplikleriyle övünen, gerçekten acayip ve zaman zaman –hatta çoğu zaman– insanın midesini bulandıran bir toplulukmuş.

Sözgelimi bu toplumda, diğer birçok konuda olduğu gibi, cinsellik konusunda da inanılmaz bir ikiyüzlü ve sahte ahlak anlayışı varmış. Ebeveynler, özellikle de babalar, erkek çocukları olacağı zaman sevinip, kız çocuğu olacağı zaman üzülürlermiş. Erkek çocukları, biraz büyüdüğünde pipisini her yerde açıp, herkese gösterip övünürlermiş. Bu toplumda yalansız yaşamaya çalışan bir şair bir şiirinde “Belki de dedim kendi kendime/Bu oğlanların çükleriyle görecekleri/ilk ve son saltanat!..” demiştir, sünnet töreniyle ilgili olarak. Ancak, yanılıyormuş şair. Bu tören erkek çocuklarının pipileriyle sür(dür)ecekleri saltanatı iyice …

dağlarca

Türk şiiri, Eylül’ün hüznüne uymaya çalışıyor herhalde. İlhan Berk’ten sonra Türkçe'nin ses bayrağı Fazıl Hüsnü Dağlarca da gitti.
Ne demişti?

Hangi mahallede imam yok,
Ben orada öleceğim.


Savaş Oyunu

İlk muharebesinin gerçekdışı şiddeti etrafında patladığında, Onbaşı John Thomas çamura çömeldi.

“Johnny!” Annesinin sesi savaşın sesi üstünde yankılandı. “Yemek vakti!”
Onbaşı Thomas, M-16’sını yere bırakıp göz yaşları içinde sese doğru koştu.
Bir makineli tüfek kısa bir süre takırdadı. Sonra sustu.

Ron Bast

Türkçe’de yeniden söyleyen: Onur Çalı