Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

2010 Dünya Öykü Günü Bildirisi

Paleolitik çağlardan beri İspanya’daki Altemira mağaralarına çizilen av resminden bugüne insanlar öykülerini aktarıyor. Din öncesi Şaman törenlerinin büyüleyici doğa söylemi, İzmirli Homeros’un anlattıkları, Gılgameş, kanımca ilk gerçeküstü yazarlardan Evliya Çelebi’nin seyahatnameleri, masallar, söylenceler birbirlerine eklenerek çağlar boyu sürecek yolculuklarındalar.

İnsan sesini söze dönüştürdüğünden bu yana öyküsünü anlatıyor. Tabletlerde, papirüslerde, sonunda da sayfalarda tüm sesler yerini buluyor. Bu çabalar insanlığın kendisiyle karşılaşmasıydı. Toyluk dolu bu varoluş sorgulaması yazı yokken de vardı.

İnsanların ütopyasına ulaşma isteğindeki caymazlığı onun binlerce yıllık geçmiş kayıplarını araştırdığımızda ne denli erkenlere tarihlendiğini öğreniyoruz. Yirminci yüzyılın acılarla, kıyımlarla, adaletsizliklerle dolu zamanını sonlandırıp yirmi birinci yüzyılı iyileştirici bir beklentiyle karşıladık. Şölenler onuruna kadeh kaldırmalar… Oyalanma çabası daima geçici bir heves sevi…

Aslında Anlam da Yok!

Kitabın editörü de olan Fahri Güllüoğlu’nun mutsuz palyaço resmi, bize daha kapaktan başlayarak anlatıyor öyküleri:Aslında Cennet de Yok!

Kerem Işık’ın ilk kitabındaki öyküler tam da bu minvalde. Öykülerdeki insanlar sıkışmış, bunalmış ve sıkılan insanlar. Kaçacakları bir yer de yok. Her şeyin bir toplu iğne başı kadar anlamsız olduğunu biliyorlar. Çaresizliklerinden yapıyorlar yaptıklarını; yalnızlar. Kendi kendilerine ve içsesleriyle sürekli konuşsalar da diğer insanlarla iletişime geçmeye pek hevesli değiller. “Geçip Giden Tüm Gülüşler” adlı öyküdeki uyumsuz karakter aslında çok güzel özetliyor bu çelişkiyi: “Bir gün otursak da hiç durmadan konuşsak. Telaşa kapılmadan. Böyle dediğime de bakma. İki dakika geçmeden sıkılır gitmek isterim. Ah bir bilsen ne çok yoruyor şu yaşam denen şey beni. Geldik demek. Kahkahalarından, duyargalı başka insanlara sarılıp öpmenden anlamalıydım. Sen beni boş ver Akşam Ahmeti. Bir bira söyle yeter. Sonra bırak, bırak da düşüneyim, geçip gitmiş tüm gülü…