Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ouagadougou (DÜNLÜKLER 41)

26.Eylül.16 - Memleket nere hemşerim? - Ouagadougouluyum. Acemiliği Ouagadougou’da yaptım. Yüksek lisans için Ouagadougou Üniversitesine başvuracağım. Söyle söyle doyma: Ouagadougou… Ouagadougou, Burkina Faso’nun başkenti. Burkina Faso’nun eski adı ise Yukarı Volta. Ozan Çororo’nun "burkina faso" diye bir şiiri vardı, onu hatırladım: yok böyle bir dünya siyahlar iki kere ölümlü beyazlar zaten şaşkın
şiir ekmek değil ki doyursun bu kadar işte yapıp edeceği
insan her yerde hapis dünyanın bir avlusu yukarı volta! Ouagadougou’dan bir mektup arkadaşım olsa keşke. Zarfın üstüne özene bezene yazardım adresi: Ouagadougou! Ouagadougou için hikayeler anlatılsın, öyküler yazılsın, şiirler söylensin!
28.Eylül.16 Can Yayınları çok güzel kitaplar basıyor. Basıyor basmasına da neden bu kadar küçük puntoyla? Puntoyu biraz büyütseler ve/veya yazı karakterini değiştirseler çok iyi olacak. Bizim gözlerimize kastınız mı var efendiler?
03.Ekim.16 Words without Borders (Hudut Tanımayan Sözcükler) namlı bir sitede…

Dilin Hudutları : Etgar Keret ile Mülakat

6-8 Haziran 2016 tarihinde Floransa’da yapılan bir edebiyat festivalinde (2016 Festival degli Scrittori) Etgar Keret bir konuşma yapmış. Daha sonra, Jessie Chaffee o konuşmadan yola çıkarak Words without Borders (Sınır Tanımayan Sözcükler) adlı sitede Keretta ile bir mülakat yapmış. Çevirdim, buyrunuz... OnurÇalı Konuşmanızda, çocukluğunuzda ve yazarlığınızın ilk dönemlerinde hikaye anlatmanın sizin için öneminden dem vurdunuz. Bu ve hikaye anlatıcılığı ile ilişkinizden biraz daha bahsedebilir misiniz? Hikaye anlatmanın benim için bir önemi var; yakınlık hissi. Ona dünyadaki en yakın şeyin arkadaşlık olduğunu söyleyebilirim. Bu hususta yanıltıcı ve belki aldatıcı bir şey var; simetrik bir ilişki değil bu; öykülerimi okuyan biri beni tanıyor ama ben onu o kadar tanımıyorum. Hiçbir sanatçıya rastlamadığım bir kasabada büyüdüm. Ben okurdum ama okur olmakla yazar olmak arasında bir fark var gibi geliyordu bana. Sanki bazı insanlar yazar olarak doğuyordu, doğumlarında “yazar” damgası vuruluyor…

Kendi Seslerinden (5) : Onur Çalı

Onur Çalı, “mayısıkıntısı” adlı öyküsünü seslendirdi…