Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dünlük 78: Kalbimiz solda, kanımız kırmızı!

28.Mart.18 Sabah Kızılay’da bir işim vardı, biraz oyalanmam gerekiyordu. İnsanlara baktım. Çok tuhaf, korkunç ve güzeller. Acayipler. Daha sık yapmalıyım bunu, sabahları Kızılay’a gidip sağda solda avarelik etmeliyim. Bankamatik sırasında, hemen arkamdaki iki delikanlı mesela… Kesik kesik duydum ama biri diğerine ilgilendiği bir kızdan bahsediyordu sanırım. Sonra biri “Cemal Süreya’nın şiiri gibi mi?” diye sordu. Öbürkü anlamayınca açıkladı: Başının bittiği yerde memeleri vardı/Memeleri beni benden aldı. Öfke atlarına binip binip inmenin gereği yoktu, gülümsedim. Bir ara gençleri düzeltecek gibi oldumsa da caydım. Varan 2: Gözaltındaki İnsan Hakları Heykelinin tam çaprazındaki kafeye oturdum, bir çay içip oyalanayım dedim. Yan masamda 40’larının başlarında gösteren bir kadın vardı, çay içip poğaçasını yiyor, bir yandan da –herhalde– telefonla konuşuyordu. Telefon masaydı ama hani şu insanları kendi kendine konuşuyormuş gibi gösteren bluetooth kulaklıklardan kullanıyor sandım. Nedir, bir …

“Tabutumun altı çatlak, beni vuran benden alçak”

Nazım Hikmet’in radyo konuşmalarını, yazılarını, söyleşilerini içeren YKY etiketli Yazışmalar adlıkitabında, Sabahattin Ali’den de açar Nazım. Katıldığı bir radyo programında önce “Kağnı” hikayesini pek sevdiğini söyler, sonra da “Sabahattin Ali bizim Türk edebiyatının büyük şehididir, hürriyet için, milli bağımsızlık için dövüşen Türk halkının büyük şehidi… Ve zannediyorum ki, bizde gerçek halk edebiyatının da ilk kurucularından biridir” der. Ve spikere seslenir: Kuzum şu “Kağnı”yı okuyuverin. Son yıllarda, nedenini çözemediğim bir şekilde popülerleşen Kürk Mantolu Madonna romanın yazarı Sabahattin Ali (best-seller listelerini takip eden okurlar ancak buradan tanıyacaktır onu), 2 Nisan 1948’de katledildi. Tam 70 yıl olmuş. Maalesef, devlet eliyle katledilen ilk aydın değildi, sonuncusu da olmayacaktı. Anısına saygıyla az biraz bildiğimizi, çokça da duyduklarımızı okuduklarımızı aktaralım buraya... Yazının sonunda isteyen “Kağnı”yı ya da başka bir hikayesini okusun.
Son zamanlarda anı ki…

2018 Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi: “Sahneye Özgürlük Yaz”

Geldi ve bir daha gitmedi gül biçicileri, ülke bozguna uğramış bir bahçe şimdi. Ezilmiş çiçeklerin, savrulmuş fidelerin toprağı ol tiyatro. Sahneye özgürlük yaz! Çocuklar gittikleri yoldan dönmedi, kayboldu annelerin neşesi, hayatlar parçalandı, acıya açılıyor kapıları artık everin, anlat ki unutulmasın hikayeleri. Sahneye özgürlük yaz! Zincire bağlandı hayal gücünü yükselten kanatlar, tutsak edildi ortak iyiye ait rüyalar. Rüyalarını onlara verme tiyatro, sen var oldukça uçacak o kanatlar. Sahneye özgürlük yaz! Uzun bir kışa benzedi ülke, içinden karanlık suların geçtiği, herkes ayrı ayrı üşüyor şimdi, yaktığın ateşle ısınacak herkes. Sahneye özgürlük yaz! İnsanların birbirini yeniden bulacağı kökene çağır bizi tiyatro, sonsuz kardeşliğin ve barışın dünya sahnesine, birlikte oyun seyretmenin neşesine çağır bizi, tarihte ustaların yaptığı gibi, cesarete ve dürüstlüğe çağır bizi. Sahneye özgürlük yaz! Geldi ve bir daha gitmedi gül biçicileri, azaldı sesler, çığlıklar fısıltıya döndü, her yer ıss…

Dünlük 77: “yaz gelip geçti binlerce kez”

23.Mart.18 Öykülem dergisinin 11. sayısında (Kış 2018) Tıpkı Basım başlığıyla Orhan Veli’nin bir hikaye çevirisi yayımlanmış: “Yaşasın Aşk” Çeviri ilkin Vatan’da, 17 Kasım 1952 tarihinde yayımlanmış. Öykülem ekibi de bu güzel hikayeyi tekrar yayımlamış, tıpkı basımıyla. Vatan’da yayımlandığında hikayenin yazarı belirtilmemiş, yalnızca “Türkçeye çeviren: Orhan Veli” notu var. Öykülem ekibi de bir not düşmüş: “Öykünün yazarı kim, bilmiyoruz!” Orhan Veli çevirisini okuyunca hatırladım. Öykü aslında William Saroyan’a ait. Memet Fuat’ın seçip çevirdiği Saroyan öykülerinden oluşan “Yoksul İnsanlar” (Adam Yayınları) kitabında yer alıyor öykü. Nedir, Memet Fuat “Aşk Bana Göre Değil” adıyla çevirmiş öyküyü. Memet Fuat çevirisi gayet iyi ama şeytan dürtüyor işte, öykünün aslını bulup bir de ben mi girişsem çevirisine acaba! 24.Mart.18 CerModern’deki “Dizelerin Renkleri” sergisini gezdik bugün. Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Özdemir Asaf, Orhan Veli, Cemal Süreya, Birh…

Dünlük 76: “Yeşil nasıl istiyorum seni yeşil.”

19.Mart.18 Bilmiyor olmak sorun değil. Nedir, bilmek istememek sorun. Vasatlık sorun. Hiçbir şeyi merak etmemek sorun. “Ben hayatımda hiç kitap okumadım” demek sorun. Bunu utanmadan söylemek katmerli sorun. Televizyon dizilerinden başka bir şey izlememek sorun. O dizilerden “gerçekleri” öğrendiğini sanmak sorun. Bunları sorun kabul etmemek sorun. Oysa ki sorun, sorun ve de sorun. Yanıt alamasanız bile sorun! • • • Ayvalık Belediyesinin çıkardığı aylık dergi Ayda Bir Ayvalık’ın birkaç sayısını görme şansım oldu. Ayvalık’ta yaşayan dostum Turgut Baygın, geçen yaz birkaç sayısını vermişti. Zeytini Çizenler diye bir bölüm var bu dergide, dünyanın dört bir yanından zeytini çizen ressamları, sanatçıları tanıtıyorlar. Derginin son sayısında (Mart 2018, sayı 43) İsrailli ressam Miki Karni tanıtılmış. Bay Karni’nin zeytinlerinden birini paylaşalım biz de…
Latif Sözcükler (Sanki Latif Olmayanı Varmış Gibi): Meserret, meze, mahzen, mizansen, makosen, sathi, halet-i ruhiye, mihenk, tarizde bulunmak, …